| |
|
Her adayın, ÜDS sınavında
doğru cevaplayabileceği belirli bir soru sayısı vardır. Bu sayı çeşitli iç
ve dış etkenlerle azalabilir, ancak arttığı pek görülmemiştir. Eğer
alacağınız puanın azalmasına engel olmak istiyorsanız, sahip olduğunuz
bilgiyi doğru yer ve zamanda ve cesaretle kullanabilmelisiniz. Başka bir
deyişle, Ekim 2007 ÜDS sınavına olağanüstü bir çaba sarf ederek hazırlanmış
olsanız bile öğrendiklerinizi puana çevirmek için soruları belli bir
‘stratejiye’
bağlı kalarak çözmelisiniz.
-
Sınava
girdiğiniz salonda herhangi bir sorun çıkarsa (mekanla ya da diğer
adaylarla ilgili), bu sorunu gecikmeden ama yapacağınız uyarıdan sonuç
çıkmayabileceğini göze alarak görevliye bildiriniz. Bunu yaparken nezaketi
elden bırakmayınız. Uyarınız boşa giderse, gerginleşmeden sınavınıza devam
ediniz. Şartlar ne olursa olsun, oraya mücadele etmek için gittiğinizi
hatırlayınız.
-
Sorun:
Bildikleriniz arasında boşluklar varsa, sınav bunu fark edecek ve kimi
sorularda sizi frenleyecektir. Hızınızın, bilginizdeki boşluklar nedeniyle
kesildiğini anlayamazsanız, bu tür soruların cevabını düşünerek
bulabileceğiniz yanılgısına kapılır ve ‘derin tahlillere’ dalarsınız. O
esnada saat çalışmaya devam eder, yani vakit kaybetmeye başlarsınız. Bu,
başladığı zaman durmayan bir süreçtir. Biriken vakit kayıplarının acısı
ise, genellikle metin inceleme bölümünde çıkar: Bu bölüme varan bir aday
artık sadece metinlerle değil, telaş, anlama zorluğu ve çöken bir moralle
de boğuşmak zorundadır.
-
Sorun:
Aday, bu hakkı kullanmak (ortalama 3 sorudan 1’ini boş bırakmak)
yerine -kendisine sorulmuş olsun ya da olmasın- genellikle bütün sorulara
cevap vermeye çalışır. Bu çok yıpratıcı süreç adayın performansını düşürür
ve yapabileceği sorular için hazırda tutması gereken yedek akçeleri yer
bitirir. Bunun acısı en çok metin inceleme bölümünde çıkar ve metinleri
incelemesi gereken aday ‘diğer adayları ve gözetmeni’ incelemeye başlar.
Sınavın %30”una karşılık gelen ve en fazla dikkat ve ilgiyi hak eden metin
inceleme bölümü, aday yorulduğu için adeta ‘üvey evlat muamelesi’ görür.
-
Çözüm:
52/80’i hedeflemiş bir adaysanız, metin inceleme bölümüne
gelmeden önceki 56 soruda, işaret sayınızı 36 ile sınırlayınız. Başka bir
deyişle, kalan 20 sorunun size değil, ‘mutlu
bir azınlığa’ sorulduğunu peşinen kabul ederek ilk 56 soruda en
çok 36 soruyu cevaplayınız. 57-80 arasında ise (metin inceleme), kendinizi
24 soruda 16 işaret sayısı ile sınırlayınız. Yani 24 metin sorusundan 16
tanesini cevaplayıp kalan (sizi zorlayan) 8 soruyu boş bırakınız. 80’inci
sorunun sonunda, cevap kağıdınızda işaret koyduğunuz 52 sorunun seçenek
başına dağılımını hesaplayınız.
Örnek bir dağılım ve seçenek
başına işaret sayısı (adaya göre doğru cevap sayısı):
A seçeneği 12 işaret
B seçeneği 6 işaret
C seçeneği 14 işaret
D seçeneği 9 işaret
E seçeneği 11 işaret
-
Bu örnek
dağılıma göre, en az işaret (adaya göre en az doğru cevap) B seçeneğinden
çıkmıştır. Şimdi her bir seçenekte yaklaşık olarak 13-19 arası doğru cevap
bulunduğunu kabul edelim. Yukarıdaki dağılımda verilen seçenekler arasında
en az işaret (en az doğru cevap) B’de olduğuna göre, adayın işaret
koymadığı, kalan 28 soru içinde en çok doğru cevap B seçeneğinden
çıkacaktır. O halde, bu dağılıma sahip bir adayın, boş bıraktığı 28
sorunun hepsini B seçeneği olarak işaretlemesi akıllıca olacaktır.
Önemli not:
Bu yöntemi, el alışkanlığı kazanmak amacıyla, esas sınavdan önce bir-iki
örnek sınavda denemenizi öneririz.
-
Sınavda,
bazı kelime ya da gramer yapıları tam olarak gözünüzün önünde canlanmıyor;
bunları hatırlamak için kendinizi zorluyorsanız, yanlış yolda olduğunuzu
(kelime ya da kalıbı bilmediğinizi) kabul edip diğer soruya (ya da
seçeneğe) geçiniz. Çünkü böyle bir sürecin sonunda, çoğunlukla eliniz boş
dönersiniz; kaybettiğiniz vakit ve azalan umudunuz ise yanınıza kar kalır.
-
%100 emin
olmadıkça, üzerinde uğraştığınız soruların cevabını cevap kağıdınıza
işaretlemeyiniz; bu tür soruları atışa bırakınız. ÜDS soruları tahminlerle
cevap verilemeyecek kadar zor ve çok sayıda tuzakla doludur. Özellikle,
kelime, phrasal verb (turn down, look up vs.) ve edat (preposition)
sorularında, tahminler yürüterek bulunmuş ya da kulağa hoş geldiği için
seçilmiş cevaplar büyük çoğunlukla yanlış çıkar.
Örnek soru:
I am late ---- work.
A)
to B) for
Biz, “İşe
geç kaldım” deriz. Bu cümlenin İngilizce karşılığı, “I am late
to work” olmalıdır. Ancak bir İngiliz,
bu durumda to değil,
for edatını tercih
edecektir.
-
Sorun:
Genellikle literatür takip ettikleri ve çeviriye aşina oldukları için
adaylar 6 adet çeviri sorusundan hiçbirini boş bırakmak istemiyor. Ancak,
6 çeviri sorusundan 1 tanesi içinden çıkılmaz/anlaşılmaz bir yapı
içerebiliyor ya da cümlenin çevirisine yorum katılmış olabiliyor. Aday ne
kadar mücadele ederse etsin, sonuçta o soruyu yine de yanlış
cevaplayabiliyor.
-
Bir sınav
salonundaki en rahat/gerginlikten en uzak aday, başarısızlık dahil her
türlü ihtimali hesaba katmış olan adaydır. Bu kişi sınavı geçemeyebilir
ama kendisiyle aynı bilgiye sahip başka bir gergin adayın not olarak önüne
geçeceğine kesin gözüyle bakabilirsiniz. Gerginlik, sınavlarda puanın
düşmesine yol açar; unutmayınız!
-
Sınavı, son
sorusuna kadar okuyunuz ve değerlendiriniz. Bu esnada, yapılamayacak
soruları ayıklayınız. “Vaktim kalmadığı için son 2 metne hiç bakamadım”
demek marifet değildir. 6 metin içinde yapabileceğiniz soruların birçoğu
vakit bulup elinizi süremediğiniz son 2 metinde gizlenmiş olabilir.
Sınavdan sonra bu soruları görüp üzülürsünüz. O halde, sınavdaki sürenizi
metinlerin hepsini okumaya vaktiniz kalacak şekilde ayarlayınız; yani
sürenizi sevk ve idare ediniz. Eğer bu işi başaramıyorsanız,
soruların sizi sevk ve idare etmesine kızmayınız.
|