|
A.
SiYASAL ALANDA YAPILAN İNKILAPLAR
1- Saltanatın Kaldırılması (1 Kasım 1922) :
-
Saltanatın kaldırılma nedenleri: Lozan görüşmelerine çağrılarak ikilik
yaratmayı önleme, Kurtuluş Savaşında padişahın olumsuz tutumu ve M. Kemal’in
yeni kurulan devlette saltanat yerine Cumhuriyeti istemesidir.
-
Lozan’a İstanbul hükümeti de çağrılınca M. Kemal Lozan Antlaşması öncesi
saltanatla halifeliği ayırarak saltanatı kaldırdı. Son padişah Vahdettin
ülkeyi terk edince halife olarak Osmanlı soyundan gelen Abdülmecit Efendi
halife oldu.
Sonuçları:
1- 623 yıllık Osmanlı Devleti resmen sona erdi. 2-Padişah Vahdetti kaçarak
İngilizlere sığındı.
3- İtilaf Devletlerinin ikilik çıkarma oyunları sona erdi. 4-
Cumhuriyetin ilanı için zemin hazırladı.
5- Laikliğe geçişin ilk adımıdır.
2- Cumhuriyetin İlanı (29 Ekim 1923):
1923 Ekim ayının sonlarına doğru Fethi (Okyar)
beyin başkanlığındaki hükümet istifa etti. Yeni hükümet kurma işi bunalıma
dönüştü. Meclis Hükümeti sistemi seçimlerde sorun yaratıyordu. M. Kemal bu
sorunu ortadan kaldırmak için Cumhuriyetin ilan edilmesini istiyordu.
Gelişmeleri yakından takip eden Mustafa
Kemal yakın arkadaşlarını Çankaya köşküne davet etti. 28 Ekim akşamı yakın
arkadaşlarının da görüşlerini aldıktan sonra "yarın
cumhuriyeti ilan edeceğiz" dedi.
O gece Mustafa Kemal ile İsmet Paşa hazırladıkları kanun tasarısını ertesi
günü meclise sundular. Aynı gün meclis, cumhuriyetin ilanını resmen kabul
etti ve ilk cumhurbaşkanı da oy birliğiyle Mustafa Kemal seçildi.
Sonuçları:-
Cumhuriyetin ilanıyla yeni Türk devletinin adı belli oldu (konuldu) ve
rejim konusundaki tartışmalar da sona erdi.
-“Meclis hükümeti” yerine “kabine sistemine”
geçildi, (buna göre cumhurbaşkanı, başbakanı atayacak, başbakan da
bakanları seçerek cumhurbaşkanının onayına sunacak)
- Türkiye Cumhuriyetinin ilk cumhurbaşkanı
Mustafa Kemal ilk başbakanı İsmet İnönü, ilk meclis başkanı da Fethi Okyar
oldu.
- Devlet başkanlığı sorunu çözüldü. Çünkü
devletin yegane başkanı, cumhurbaşkanı Mustafa Kemal oldu.
3- Halifeliğin Kaldırılması (3 Mart 1924):
1 Kasım 1922'de saltanat ve halifelik
birbirinden ayrılarak saltanat kaldırıldı ve halifeliğin yetkileri dinî
konularla sınırlandırıldı. Vahdettin'in ülkeyi terk etmesinden sonra,
Osmanlı sülâlesinden Abdülmecit Efendi, TBMM tarafından halife seçildi.
Kendisine sadece Müslümanların halifesi unvanını kullanması bildirildi.
Halife olan Abdülmecit Efendi'nin, zamanla hükümetin talimatlarının dışına
çıktığı görüldü. Kendisini devlet başkanı gibi görmeye başladı. Bu durum ise
yeni rejim için bir huzursuzluk kaynağı oluyordu. Buna karşı derhal tedbir
alınması gerekiyordu. Ayrıca Türkiye'de gerçekleştirilmesi düşünülen
inkılâpların yapılabilmesi için halifeliğin kaldırılması zorunlu idi.
- Bu sebeplerden dolayı 3 Mart 1924'te
TBMM'de kabul edilen bir kanunla halifelik kaldırıldı.
- Şeriye ve Evkaf Vekaleti (Şeriatİşleri
veVakıflar başkanlığı) kaldırılarak yerine Diyanet İşleri Başkanlığı ve
Vakıflar Genel Müdürlüğü kuruldu.
Sonuçları:
1- Laik düzen için önemli bir adımdır. 2- Ulusal egemenlik için engel
olacak kurum kaldırıldı.
3- Devlet rejimini için sorun ortadan
kaldırıldı. 4- Yapılacak yeniliklerin önü açıldı.
5- Ümmetçilik
anlayışı yerini milliyetçilik fikri ön plana çıktı.
4. Çok Partili Hayata Geçiş
a) Kurulan siyasi partiler
Çok partili hayata geçilmesi
ve siyasi partilerin kurulması demokrasinin gereğidir. Ülkemizde çok partili
hayata geçişin öncülüğünü Mustafa Kemal yaptı ve ilk siyasi partiyi de
kendisi kurdu. (Cumhuriyet Halk Fırkası)
b) Cumhuriyet Halk Fırkası (9 Eylül 1923)
Mustafa Kemal meclis çatısı
altında bütün grupları birleştirmeyi denedi. Bunu başaramayınca kendisi
gibi düşünen arkadaşlarıyla birlikte "Anadolu ve Rumeli Müdafaayı hukuk"
grubunu kurdu. Bu grup daha sonra Atatürk'ün emriyle Halk fırkası adını
aldı. (9 Eylül 1923).
Cumhuriyetin ilanından sonra ise ismi
değiştirilerek Cumhuriyet Halk partisi oldu. Böylece cumhuriyet tarihinin
ilk siyasi partisi kurulmuş oldu.
c) Terakkiperver Cumhuriyet
Fırkası
- Bu parti, kurtuluş savaşında
Atatürk'le aynı saflarda bulunmuş olan bir grup sivil ve asker tarafından
kuruldu. Bu kişiler Kazım Karabekir (partinin başkanı) Rauf Orbay, Ali Fuat
Cebesoy, Refet Bele, Adnan Adıvar'dı
- Atatürk yeni kurulan partiyi
olumlu karşıladı. Çünkü demokrasilerde çok parti olmalıydı. Aynı zamanda
hükümetin denetlenmesi için de muhalefet partilerinin bulunması gerekliydi.
-** Parti ilk muhalefet
partisidir. Devletçilik ilkesi yerine liberalizmi (serbest ekonomi)
benimsiyordu.
- Terakkiperver Cumhuriyet
fırkası demokratik hayatı benimsemekle beraber dini inanışlara saygılıyız
görüşüne de ağırlık veriyordu. Kısa zamanda amacından sapan parti aynı
zamanda inkılapları benimsemeyen kişilerin sığınabileceği bir yer durumuna
geldi. Doğuda çıkan Şeyh Sait ayaklanmasında, partinin bazı yöneticilerinin
de rolü olduğu gerekçesiyle, Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası kapatıldı. (5
Haziran 1295)
d) Şeyh Sait isyanı (1925):
Nedenleri:TerakkiperverCumhuriyet
Fırkasının’da Cumhuriyete karşı olanların halkı dini duyguları ön plana
çıkararak kışkırması. 2- Lozan’da çözümlenemeyen Musul sorununu İngilizler
çözmek için Anadolu’da isyan çıkartmak istemesi
3- Tutucu kesimin saltanat ve
hilafeti geri istemesi.
- 13 Şubat 1925'te Ergani'nin
Piran köyünde başlayan isyan kısa zamanda bölgeye yayıldı. İngilizler
isyancılara silah ve cephane yardımında bulundu. Hükümet derhal gerekli
önlemleri aldı. ilk önce Doğu ve Güneydoğuda seferberlik ilan etti. Daha
sonra da isyancılar kısa zamanda yakalanarak gerekli cezaya
çarptırıldılar.
Şeyh Sait isyanının Sonuçları
- İsyanı bastırmak için Takrir-i Sükun
Kanunu çıkarıldı. İstiklal Mahkemeleri tekrar açıldı.
- Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası
kapatıldı.
- Çok partili hayata geçiş için erken
olduğu anlaşıldı.
- İngilizler bu isyan sırasında Musul
sorununu kendi çıkarları doğrultusunda çözümlediler
-
*** Şeyh Sait ayaklanması cumhuriyete
karşı yapılmış ilk isyandır.
e) Mustafa Kemal'e Suikast Girişimi (14
Haziran 1926)
Şeyh Sait ayaklanmasının bastırılması ve
Terakkiperver Cumhuriyet fırkasının kapatılmasından sonra cumhuriyete karşı
olanlar Mustafa Kemal'e bir suikast düzenlemeye karar verdiler. Suikast
planını Mustafa Kemal Paşanın İzmir'e geleceği gün gerçekleştireceklerdi.
-Bu plan Mustafa Kemal'in İzmir'e yapacağı
gezinin bir gün gecikmesi üzerine suikastçıları kaçıracak kayıkçının
itirafı ile ortaya çıktı. Suikastçılar silahlarıyla birlikte yakalandılar
ve istiklal mahkemesinde gerekli cezaya çarptırıldılar.
-Mustafa Kemalsuikast girişimi sonrasında:
“Benim naçiz vücudum elbet bir gün toprak olacak, fakat Türkiye
Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır.” demiştir.
f) Serbest Cumhuriyet Fırkası (12 Ağustos
1930):
- 1929 yılında, Dünyada büyük bir ekonomik
kriz yaşandı. Ülkemiz de bundan etkilendi. Hükümetin ekonomik programı bazı
milletvekilleri tarafından eleştirildi.
Mustafa Kemal “yeni bir parti kurulursa hükümet daha iyi denetlenebilir”
diyordu. Bu amaçla yakın arkadaşı Fethi Okyar'a yeni bir parti kurmasını
istedi. Böylece Türkiye'nin üçüncü partisi olan Serbest Cumhuriyet Fırkası
Fethi Okyar'ın başkanlığında kuruldu. (12 Ağustos 1930)
- Demokrasinin gereği olarak kurulan bu
parti kısa sürede laikliğe karşı olanların toplandığı bir parti haline
geldi.
- Fethi Bey, partinin devlet için tehlikeli
olmaya başlaması üzerine partiyi kapatmak zorunda kaldı. (17 Kasım 1930)
g) Menemen Olayı
Serbest Cumhuriyet Fırkasının kurulmasından
cesaret alan bazı rejim düşmanları inkılaplara karşı tepki göstermeye
başladı.
Derviş Mehmet adında bir kişi Menemen'de
ayaklandı. Halkı etrafına topladı. Bu ayaklanmayı askerleriyle bastırmaya
çalışan Asteğmen Kubilay isyancılar tarafından öldürüldü, ilçede sıkıyönetim
uygulanarak isyancılar yakalandı ve gerekli cezaya çarptırıldılar
Sonuçları
- Bu olayla çok partili hayata geçişin
Türkiye'de henüz gerçekleştirilemeyeceği anlaşıldı. (Ancak 1946 yılında çok
partili hayata geçilebildi.)
B. HUKUK ALANINDA
İNKILAPLAR
Hukuk vatandaşların devletle ve birbirileriyle olan ilişkilerini düzenleyen
kurallar bütünüdür.
1- 1921 Anayasasının Kabulü (Teşkilat-I
Esasiye) 20 Ocak 1921:
- Yeni Türk devletinin ilk anayasası olan
Teşkilat-ı Esasiye 20 Ocak 1921 tarihinde TBMM’de kabul edilmiştir. Bu
anayasa kısa ve öz olarak hazırlanmıştır. Çünkü bu dönemde Kurtuluş Savaşı
devam ediyordu. Bu anayasa daha çok TBMM’nin Anadolu’daki etkinliğini
sağlamak amacıyla hazırlanmıştır.
- 1921 Anayasası’nda “Egemenlik kayıtsız ve
şartsız milletindir.” Maddesi ile ilk defa millet devlet yönetiminde yasal
olarak söz ve karar sahibi olmuştur.
-1921 Anayasası’na göre Güçler Birliği
ilkesi kabul edilmiştir.Buna göre kanun yapma, yürütme yetkisi ve yargı
milletin tek temsilcisi olan TBMM’ye verilmiştir. Bu madde Kurtuluş Savaşı
yıllarında daha çabuk karar alabilmek için uygulanmıştır.
-1921 Anayasasında devletin şekliyle ilgili
bir hüküm yoktur. Millî egemenlik anlayışının doğal sonucu olan cumhuriyet
adının konması sonraya bırakılmıştır.
- 29 Ekim 1923’de Cumhuriyet ilân edilince
1921 Anayasası’na “Türkiye devleti bir Cumhuriyettir” maddesi eklenmiştir.
2- 1924 Anayasası:Kurtuluş
Savaşı’nın kazanılmasından sonra hazırlanmıştır. 1924 Anayasası’nda ulusal
hakimiyet, TBMM’nin üstünlüğü, tek meclis ve “Güçler ayrılığı ilkesi” ,
Cumhurbaşkanı’nın TBMM’den ve 4 yıl için seçilebileceği, üst üste aynı
kişinin Cumhurbaşkanı seçilebileceği, yargı hakkının bağımsız mahkemelerde
olduğu, Cumhuriyet rejiminin değişmezliği ve Danıştay’ın kurulması gibi
maddeler vardı. 1924 Anayasası’nda da 1960 yılına kadar düzenlemeler
olmuştur.
3-
Türk
Medeni Kanununun Kabulü (17 Şubat 1926):
Evlenme, boşanma, miras ve aile hukuku ile
ilgili kanunlar medeni hukuk kapsamındadır.
Avrupa devletlerinde modern hukuk kuralları
uygulanırken Osmanlı Devleti’nde Tanzimat döneminde dini kurallara dayalı
“MECELLE” adı verilen kanun hazırlanmıştı. Mecelle ihtiyaçlara cevap
veremediği için 1926 yılında Türk milletinin örf ve hukukuna en yakın olan
ve Avrupa’daki en yeni medeni kanun olan İsviçre Medeni Kanunundan
alınarak hazırlandı.
Medeni Kanun’un Getirdiği Yenilikler
1.Aile hukukunda kadın-erkek eşitliği
sağlandı.
2.Resmi nikah ve tek kadınla evlilik esası
kabul edildi.
3.Kadına da boşanma hakkı verildi.
4.Mirasta kadın erkek eşitliği sağlandı.
5.Mahkemelerdeki şahitlikte kadın erkek
eşitliği getirildi.
6.Kadınlara istediği mesleğe girebilme hakkı
tanındı.
7.Boşanma durumunda çocukların hakları
güvence altına alındı.
4- Türk Ceza Kanunu :
İtalya’dan alınıp hazırlanmıştır.
5- Borçlar Kanunu:
İsviçre’den alındı. 6- Türk Ticaret
Kanunu:Almanya’dan alındı. 7- İcra ve İflas Kanunu
C.
EĞİTİM ve KÜLTÜR ALANINDA YAPILAN YENİLİKLER
1.
Tevhid-i Tedrisat (Öğretim Birliği) Kanunu ve Medreselerin Kaldırılması (3
Mart 1924):
- Osmanlılarda en önemli
eğitim kurumları medreselerdi. Osmanlı devletinin yenileme ve çöküş
dönemlerinde diğer kurumlar gibi medreseler de bozulmuştu. Tanzimat'tan
itibaren batı tarzında eğitim veren okullar açılmıştı. Aynı zamanda azınlık
ve yabancı ülkelerin okulları da bulunmaktaydı.
- Çağdaş ve modern bir Türkiye
için eğitimin çağdaş ve laikleşmesi gerekiyordu. Bu amaçla eğitim alanında
inkılaplar yapıldı. Bunun ilk öncülüğünde Tevhit-i Tedrisat (Öğretim
Birliği) Kanunu aldı (3 Mat 1924).
Tevhit-i Tedrisat Kanunun
kabul edilmesiyle medreseler kapatıldı. Bütün okullar milli eğitim
bakanlığına bağlandı. Eğitim sistemi de millileşti. Laik eğitim benimsendi.
2. Yeni harflerin kabulü (1
Kasım 1928):
- Türkler islam'ı kabul edince
eski alfabelerini bırakıp Arap
harflerini kullanmaya başladılar. Arapça okuması
ve yazması zor bir dildi. Türk insanına uymuyordu.
- Eski Osmanlıca’nın okumadaki
güçlükleri, okur yazar oranını düşürmüştü. Mustafa Kemal okuma yazmanın
yaygınlaştırılması ve çağdaşlaşma için Latin alfabesinin kullanılmasını
istiyordu. Bu nedenle 1 Kasım 1928'de Latin alfabesi kabul edildi.
Yeni Türk alfabesini tanıtmak
ve okuma yazmayı yaygınlaştırmak amacıyla millet mektepleri açıldı. M. Kemal
baş öğretmen seçildi.
3. Türk Tarih Kurumunun (TTK)
açılması (12 Nisan 1931):
Osmanlı devletinde sadece
Selçuklu ve Osmanlı tarihiyle birlikte İslam tarihi okutuluyordu. (Tarih
anlayışı ümmetçi)
Mustafa Kemal, Türklerin
İslamiyet'ten önce de büyük devletler kurduğunu belirterek Milliyetçilik
esasına dayalı Türk Tarih kurumunu kurdu. Amacı Türk tarihini gençlere
öğreterek sevdirmek ve Türklerin kökenin araştırılması idi.
4. Türk Dil Kurumunun
(TDK)Açılması (12 Temmuz 1932):
Osmanlıca ağır bir dildi.
Mustafa Kemal Türkçe'yi yabancı dillerin etkisinden kurtarmak amacıyla Türk
dil kurumunu kurdu. Amaç; Türkçe’yi zenginleştirmek ve Türkçe’yi diğer
dillerin etkisinden kurtararak gelişitirmektir.
Türk Dil kurumu ve Türk Tarih
kurumunun kurulması milliyetçiliğin güçlenmesine yönelik inkılaplardır.
5- Üniversitelerin açılması
- Ankara Hukuk Fakültesinin
açılması (1925)
- Türk Dil Tarih Coğrafya
Fakültesinin açılması (1936)
- Yüksek Ziraat Enstitüsünün
açılması (1933)
D.TOPLUMSAL (SOSYAL) ALANDA
YAPILAN İNKILAPLAR
1. Tekke ve Zaviye ve
Türbelerin Kapatılması (30 Kasım 1925):
- Tekke; tarikatların
toplantı, tören, eğitim yeridir. Zaviye ise tekkenin daha küçüğüdür.
Tekke ve zaviyeler Osmanlı
devletinde tarikatların faaliyet yaptığı yerlerdi. Osmanlı devletinin son
zamanlarında Tekke ve zaviyeler esas görevlerinden uzaklaştılar. Halkın din
duygularının istismar edildiği yerler haline geldi. Laik bir devlet olan
Türkiye Cumhuriyetinde böyle kuruluşların yeri olamazdı. 30 Kasım
1925'te çıkarılan bir kanunla Tekke ve Zaviyeler kapatıldı. Şeyh, derviş
gibi unvanlar da yasaklandı.
2. Kılık Kıyafet Kanunu (Şapka
Kanunu) 25 Kasım 1925:
- Kılık kıyafet insanların
hayat tarzlarını ve kültürlerini yansıtır. Osmanlı devletinde giyim kuşam
her milletin kendi örfüne göre düzenlenirdi. II. Mahmut devlet adamları ve
askerler arasında kıyafet birliği sağlamaya çalıştı.
Atatürk kılık kıyafette de çağdaş olunmasını
istiyordu. Atatürk Kastamonu'ya yaptığı gezide şapkayı tanıttı. 25 Kasım
1925'te de şapka kanunu çıkarıldı.
- 1934 yılında çıkarılan başka kanunla da
din adamlarının, ibadet yerlerinin dışında dini kıyafetle gezmesi
yasaklandı.
-Kadınlarla ilgili herhangi zorlama ve kanun
çıkarılmadan, Zamanla modern kıyafeti benimsediler.
Not: Sadece en büyük din görevlileri
kıyafeti ile dolaşabilecekti. (Diyanet İşleri Başkanı, Rum Patriği gibi)
3. Takvim saat ve ölçülerde değişiklik
Türklerin kullandığı Hicri takvim ve ölçüler
uluslar arası ilişkilerde sorun yaratıyordu. Bu nedenlerle:
- Miladi Takvim kabul edildi. (26 Aralık
1925)
- Uluslararası saat sistemi kabul edildi.
- 1931'de çıkarılan bir kanunla arşın yerine
metre, okka yerine kilogram ve litre kabul edildi.
Bu yeniliklerle iç piyasada alışveriş
canlanırken, milletlerarası ticarette büyük kolaylık sağlandı.
4. Soyadı Kanunu (21 Haziran 1934)
Osmanlı toplumunda soyadı yoktu. Genellikle
insanlar lakapları ve doğduğu yerlere göre çağrılırdı. Bu durum resmi
işlerin yürütülme-sinde büyük zorluklar doğuruyordu. Bu karışıklıkları
önlemek amacıyla 21 Haziran 1934'de soyadı kanunu çıkarıldı. Mustafa Kemal'e
de Atatürk soyadı verildi.
*** Molla, Hoca, Hacı, Hafız vb. gibi
unvanlar yasaklandı. Çünkü bu unvanlar halkı sınıflara ayırarak sanki
ayrıcalıklı konumuna taşıyordu.Amaç halk arasında eşitliği sağlamaktır.
Soyadı kanunuyla sosyal hayat düzene ve
rahatlığa kavuştu.
5- Kadınlara Seçme ve Seçilme Hakları:
1930 yılında kadınlara belediye
seçimlerine katılma hakkı, 1933’de muhtarlık seçimlerine katılma hakkı,
1934’de milletvekili seçme ve seçilme hakkı verildi.
Not: Türk kadını seçme seçilme hakkını bir
çok Avrupa kadınından önce elde etmiştir.
E. SAĞLIK ALANINDA YAPILAN YENİLİKLER
Osmanlı devletinde sürekli savaşlar ve
göçlerin olması nedenleriyle sağlık hizmetleri yetersizdi. Bu sorunları
çözümlemek amacıyla sağlık alanında bazı reformlar yapıldı. Bunlar;
- Sağlık ve sosyal yardım bakanlığı kuruldu.
- Hıfzısıhha enstitüsü kuruldu. (Memleketteki
hastalıkları ve bunlarla mücadelede izlenecek yollar ve yöntemleri
belirlemek, aşılar ve serumlar hazırlamak için kuruldu.)
- Pek çok hastane ve dispanser açıldı.
- Sağlık uzmanları yetiştirecek okullar
açıldı. - Salgın hastalıklarla mücadele yapıldı.
- Kızılay, Yeşilay, Verem Savaş dernekleri
çocuk esirgeme kurumu gibi sosyal kuruluşlar kuruldu.
F- EKONOMİK ALANDA YAPILANYENİLİKLER
1. İzmir İktisat Kongresi (17 Şubat 1923)
Ülke ekonomisinin durumu Kurtuluş savaşında
iyice bozulmuştu. Elde edilen askeri ve siyasi başarının bir benzeri
ekonomik alanda da sağlanması şarttı.
Ekonomiyi güçlendirmek ve milli ekonominin
kurulmasıyla ilgili esasları belirlemek amacıyla 17 Şubat 1923'de İzmir
iktisat kongresi toplandı bu kongreye çiftçi Tüccar, sanayici ve işçi
kesimlerinden temsilciler katıldı. Burada Misak-ı iktisadi (ekonomik ant)
kabul edildi.
Kongrede alınan kararlar:
1- Sanayinin her alanda geliştirilmesi 2-
Yabancı tekelden kaçınılması 3- Çiftçilere kredi sağlanması
4- Milli sanayi kurulması ve ihracatın
teşvik edilmesi
5- Bu kongrede devletçilik ilkesi benimsenmiştir.
2. Tarım Alanında Yapılan Yenilikler
Tarım milli ekonominin temeli kabul ediliyordu. Bu alanda gelişme sağlamak
için köylünün durumunu iyileştirmek gerekiyordu. Bu amaçla yeni kurulan
devlet şu tedbirleri aldı.
- *** Aşar vergisi kaldırılarak köylünün
ekonomik bakımdan rahatlaması sağlandı. (1925)
- Köylüye ucuz kredi vermek amacıyla Ziraat
Bankası kuruldu.
- Tarım Kredi Kooperatifleri kurularak
kooperatifleşme sağlandı.
- Üretimi artırmak amacıyla tohum ıslah
çalışmaları yapıldı.
- Ziraat enstitüsü ve Ziraat fakülteleri
açıldı.
3. Ticaret alanındaki yenilikler
Cumhuriyet döneminden önce ticaret
azınlıkların ve yabancıların elindeydi. Ticareti geliştirmek amacıyla şu
tedbirler alındı.
-İş sahipleri ve yatırımcılara kredi
sağlamak amacıyla İş Bankası kuruldu.
- ***Kabotaj Kanunu (1Temmuz 1926):Deniz
ticaretini geliştirmek amacıyla Türk limanları arasında yolcu ve yük taşıma
işi Türk denizcilerine verildi.
-Sanayi ve ticaret odaları kuruldu.
4. Sanayii Alanındaki gelişmeler
Osmanlı devletinde kapitülasyonların
etkisiyle sanayi iyice çökmüştü. Cumhuriyetin ilk yıllarından itibaren
sanayinin geliştirilmesine büyük önem verildi.
Teşvik-i Sanayi Kanunu:
Sanayi teşvik ve koruma amacıyla 1927 yılında çıkarıldı. Özel sektör sanayi
kurması için teşvik edildi. Ancak ülkemizde gerekli sermaye ve yetişmiş
elaman olmadığı için, özel sektör sanayi alanında önemli varlık gösteremedi.
Sanayileşmenin özel sektörle yapılamayacağı
anlaşılması üzerine 1933 yılından itibaren devletçilik ilkesi uygulanmaya
başladı. Bu ilke gereği ağır sanayi yatırımlarını devlet eliyle
gerçekleştirilecekti. Ayrıca (1934-1939) yılları arasında “Birinci Beş
Yıllık Kalkınma Planı” uygulamaya konuldu. Bu dönemde Karabük demir çelik
fabrikasıyla cam, deri, kağıt ve şeker fabrikaları devlet eliyle açıldı.
Yeraltı zenginliklerimizi araştırmak için
(MTA) Maden Tetkik Arama Enstitüsü kuruldu. Ayrıca madenlerimizin
işletilmesi ve kredi ihtiyacının karşılanması için Etibank kuruldu.
5. Bayındırlık alanında gelişmeler
Cumhuriyet döneminde halka daha iyi hizmet
götürebilmek için demiryolları yabancı şirketlerden alınarak
devletleştirildi. Yeni demiryolları, karayolları ve köprüler yapıldı.
Liman, iskele ve havaalanı yapımına önem verildi. Barajlar inşa edildi, imar
çalışmaları yapılarak modern şehirler kuruldu. Kamu binaları, hastaneler ve
okullar açıldı.
Not:
İkinci Beş Yıllık Kalkınma Planı 1937’de hazırlandı ancak II. Dünya Savaşı
başlaması nedeni ile bu plan uygulanamadı.
|
Siyasi Alanda İnkılaplar |
Hukuk Alanında İnkılaplar |
Eğitim ve Kültür Alanında İnkılaplar |
Toplumsal Alanda İnkılaplar
|
Ekonomi Alanında
İnkılaplar |
|
- Saltanatın kaldırılması (1922)
- Cumhuriyet’in
ilanı (1923)
- Halifeliğin kaldırılması (1924)
- Çok partili rejim denemeleri
|
- 1921 ve 1924
Anayasası
- Türk Medeni Kanunu
(1926)
- Türk Ceza Kanunu
- Borçlar kanunu
- İcra ve İflas kanunu
|
- Tevhit-i Tedrisat Kanunu (1924)
- Harf İnkılabı (1928)
-TTK’nın açılması 1931
-TDK’nın açolması 1932
-
Üniversitelerin açılması |
- Tekke ve Zaviyelerin kapatılması
(1925)
- Şapka Kanunu (1925)
-Miladi takvim ve ulusal saatin kabulü
(1925)
- Ölçü ve tartılarda değişiklik (1931)
- Soyadı Kanunu (1934)
- 1930 Kadılara belediye seçimlerine
katılması
-1934 kadınların milletvekili
seçilebilmesi |
- İzmir İktisat Kongresi (1923)
- Aşar Vergisinin kaldırılması 1925
-Kabotaj Kanunu 1926
- Teşvik-i Sanayi Kanunu 1926
- 1933 Birinci Kalkınma Planı
- 1937 İkinci Kalkınma Planı
|
|