| |
17. YÜZYILDA OSMANLI DEVLETİ
17. yüzyıl başlarından itibaren Osmanlı Devleti eski gücünü kaybetmeye
başladı. Yapılan savaşların uzaması yer yer yenilgilerin alınması,
sınırların genişlemesinin yavaşlaması, iç isyanların artması, mali
sorunların yaşanması bu durumun göstergesiydi.
Devletin duraklamasında; Ordunun bozulması, maliyenin bozulması, yönetimdeki
bozulmalar ve yöneticilerin yetersizliği, hükümdarların iyi yetişmemesi veya
çocuk yaşta tahta geçmesi, bilim ve teknik alanda Avrupa'nın gerisinde
kalınması, devletin doğal sınırlarına ulaşması ve kuvvetli devletlerle
karşılaşılması etkili olmuştur.
A. SİYASİ OLAYLAR
1. Osmanlı - İran Savaşları
Osmanlılar 1590 Ferhat Paşa Antlaşması ile doğuda en geniş sınırlara
ulaşmıştı. İranlılar Osmanlı Devleti'nin batıda Avusturya ile içerde de
Celali isyanları ile uğraşmasını fırsat bilerek 1603'te savaşları yeniden
başlattılar. Bu savaşlar aralıklarla 1639'da yapılan Kasr-ı Şirin
Antlaşması’na kadar sürdü. Kasr-ı Şirin Antlaşması ile Bağdat Osmanlılarda
kaldı, Revan ve Azerbaycan İran'a bırakıldı. Bu antlaşma geçerliliğini uzun
süre korudu.
2. Osmanlı - Avusturya Savaşları
Avusturya, Kanuni zamanında yapılan İstanbul Antlaşması gereği Osmanlılara
yıllık vergi vermekteydi. Avusturya'nın bu vergiyi kesmesi ve bazı sınır
olayları yüzünden 1593'te başlayan savaşlar 1606'ya kadar sürdü.
Osmanlılar Haçova ve Kanije'de büyük zaferler kazandılar. Ancak Anadolu'da
Celali isyanlarının çıkması ve doğuda İran savaşlarının başlaması yüzünden
istenilen sonuç alınamadı. 1606'da imzalanan Zitvatorok Antlaşması’na göre;
• Kanije, Eğri ve Estergon Osmanlılarda kalacaktı.
• Avusturya yıllık vergi ödemeyecek, ancak savaş tazminatı ödeyecekti.
• Avusturya kralı Osmanlı padişahına denk sayılacaktı.
Bu antlaşma Osmanlıların savaştan galip ve karlı çıktığını, ancak Avusturya
üzerindeki üstünlüğünü kaybettiğini göstermektedir.
1662'de Avusturyalıların Erdel işlerine karışması üzerine sefer çıkan Fazıl
Ahmet Paşa Uyvar’ı aldı. Kuvvetli bir Avusturya ordusunu da yendi. Avusturya
barış istedi. 1664’te yapılan Vasvar Antlaşması’na göre;
• Avusturya savaş tazminatı ödeyecekti.
• Avusturya Erdel işlerine karışmayacakti.
• Uyvar ve Neograt kaleleri Osmanlılarda kalacaktı.
Bu antlaşma ile Avusturya'dan son kez toprak alındı.
1683'te Avusturya egemenliğindeki Macarların yardım istemesi üzerine sefere
çıkan Merzifonlu Kara Mustafa Paşa Avusturya’nın başkenti Viyana'yı kuşattı,
ancak yenildi.
Bu durumdan yaralanan papanın kışkırtmasıyla Avusturya, Rusya, Lehistan,
Venedik ve Malta arasında kutsal ittifak kuruldu. Osmanlı Devleti kutsal
ittifak devletleri ile 16 yıl süren savaşta yenildi. 1699'da Karlofça
Antlaşması imzalandı. Buna göre;
• Temeşvar dışında tüm Macaristan ve Erdel Avusturya'ya,
• Mora ve Dalmaçya kıyıları Venediklilere, Ukrayna ve Podolya Lehistan'a
verildi.
Antlaşmadan bir yıl sonra Ruslarla da İstanbul Antlaşması yapıldı. Buna
göre;
• Azak kalesi Ruslara bırakılacak,
• Ruslar İstanbul'da daimi elçi bulundurabilecekti.
Osmanlı Devleti Karlofça ve İstanbul Antlaşmaları ile batıda ilk kez büyük
topraklar kaybetti. Devlet gerilemeye başladı, Ruslar Karadeniz'e doğru bir
adım attı.
3. Osmanlı - Lehistan Savaşları
1621'de Lehistan'ın Boğdan'ın iç işlerine karışması üzerine Padişah II.
Osman (Genç) sefere çıkarak Lehlileri Yaş yakınlarında yapılan savaşta
yendi. Lehlilerle Hotin Antlaşması yapıldı.Buna göre; Lehistan Boğdan’ın
işlerine karışmayacak, ayrıca Kırım Hanlığı'na yıllık vergi ödeyecekti.
Lehlilerin Osmanlı sınırlarını ihlal etmeleri üzerine padişah IV. Mehmet
sefere çıktı. Lehliler yenilerek barış istedi.
1672'de yapılan Bucaş Antlaşması’na göre;
• Podolya ve Ukrayna Osmanlılarda kalacaktı.
• Lehistan yıllık vergi ödeyecekti.
Lehistan meclisinin vergi maddesini kabul etmemesi yüzünden savaş yeniden
başladı. Sonunda Osmanlılar vergi maddesinden vazgeçti.
Osmanlılar, Bucaş Antlaşması ile batıda son kez toprak kazanıp, batıda en
geniş sınırlara ulaştılar.
4. Osmanlı - Venedik Savaşları
Venediklilerin elinde bulunan Girit'teki Hristiyan korsanlar Osmanlıların
ticaret, hac ve yolcu gemilerine saldırıyorlardı. Bu durum Girit'in fethini
gerekli hale getirdi. 1645'te ada kuşatıldı. Ancak Osmanlılar denizcilikte
eskisi kadar güçlü değillerdi. Kuşatmaya gereken önemde verilemedi.
Bu nedenlerden dolayı kuşatma 25 yıl sürdü. Sonunda Sadrazam Fazıl Ahmet
Paşa adaya gitti ve 1669'da adanın fethini tamamladı. Girit'in alınmasıyla
Doğu Akdeniz bir Osmanlı gölü haline geldi. Osmanlıların Doğu Akdeniz'deki
ticari ve siyasi çıkarları korundu.
Girit kuşatmasının uzun sürmesi, Osmanlı deniz kuvvetlerinin zayıfladığını
göstermektedir.
B. İÇ İSYANLAR
17. yüzyılda Osmanlı Devleti’nde yönetimin bozulması, siyasi ve mali
sorunların artmasına bağlı olarak bir çok isyan çıktı. Bunlar;
a. İstanbul İsyanları
Bu isyanlar genellikle yeniçeri ve diğer kapıkulu ocakları tarafından
çıkarılmıştır.
İsyanların en önemli nedenleri; çıkarları elden giden bazı devlet
adamlarının askerleri kışkırtması, askerlerin maaşlarının zamanında
ödenmemesi ve kapıkulu ocaklarındaki bozulmalardır. Bu isyanların en
önemlisi II. Osman (Genç)'ın ölümüyle sonuçlananıdır.
İstanbul isyanları yeniçerilerin yönetimdeki etkinliğinin artmasına,
padişahların otoritelerinin sarsılmasına yol açmıştır. Bu durum Yeniçeri
Ocağı kaldırılana kadar devam etmiştir.
b. Anadolu (Celali) İsyanları
Bu isyanların çıkmasında,
• Padişahların ve devlet adamlarının yetersiz olması, birçok yöneticinin
rüşvet ve kayırma yolu ile atanması yüzünden yönetimin bozulması
• Tımar sisteminin bozulması, tımarların dağıtımında haksızlıklar
yapılması
• Yöneticilerin kanunlara aykırı olarak halktan haksız yere vergi
toplaması
• Uzun süren savaşlar nedeniyle Anadolu'da güvenliğin bozulması, savaştan
kaçan askerlerin Anadolu'ya geçip eşkıyalığa başlaması
• Halkın devlete olan güvenini kaybederek isyancıları desteklemesi
etkili oldu.
Yukarıdaki nedenlerden dolayı 17. yüzyılda Anadolu'da uzun süren isyanlar
çıktı. Devlet isyanları zor kullanarak bastırdı. Ancak sorunlar
çözülmediğinden isyanlar bir süre sonra yeniden ortaya çıktı.
İsyanlar sonunda,
• Devlet otoritesi zayıfladı. Halkın devlete olan güveni azaldı.
• Anadolu'da güvenlik azaldı. Halkın bir kısmı toprağını terk ederek
şehirlere göç etti. Şehirlerde işsizlik ve nüfus arttı.
• Anadolu harap oldu. Üretim azaldı. Vergiler zamanında toplanamadı.
Ekonomi durgunlaştı. Buna bağlı olarak devletin gelirleri de azaldı.
• Devlet İran ve Avusturya savaşlarına gereken önemi veremedi.
c. Eyalet İsyanları
Merkezi otoritenin bozulmasından yararlanan Erdel, Eflak, Boğdan, Yemen,
Tunus gibi merkeze uzak eyaletlerde isyanlar çıktı. İsyanlar zor da olsa
bastırıldı.
C. ISLAHATLAR
17. yüzyılda devletin durakladığını fark eden bazı devlet adamları bu durumu
önlemek için çeşitli ıslahatlar yaptılar.
1. II. Osman (Genç)
Devletin durumunun iyileştirilmesi için bazı çalışmalar yapılması
gerektiğini düşünen ilk Osmanlı padişahı II. Osman oldu. Onun zamanında;
• İlmiye sınıfının yetkileri azaltıldı. Şeyhülislamın fetva vermek
dışındaki yetkileri kaldırıldı.
• Gereksiz harcamalar kısılarak maliye düzeltilmeye çalışıldı.
• İçki içmek yasaklandı.
• Saray dışından evlenme geleneği yeniden başlatıldı.
• Yeniçeri Ocağı kaldırılmak istendi ancak durumu öğrenen yeniçeriler
isyan ederek Genç Osman'ı öldürdüler.
Genç Osman’ın öldürülmesiyle ıslahatlar yarım kaldı.
2. IV. Murat
IV. Murat 12 yaşında hükümdar oldu. Bu yüzden hükümdarlığının ilk yılları
karışıklık içinde geçti. 22 yaşlarına geldiğinde devlet yönetimini eline
alarak ıslahatlara başladı.
• İstanbul'daki yeniçeri zorbalarını ortadan kaldırdı. İçki ve sigarayı
yasakladı. Kahvehaneleri kapattı. Bu yolla asayiş ve güvenliği sağlamaya
çalıştı.
• Anadolu'da çıkan Celali isyanlarını bastırdı. İran seferlerine çıkarak
Bağdat'ı aldı. Böylece devletin iç ve dış durumunu düzeltti.
• Yeniçeri Ocağı’nı bir düzene soktu.
• Maliyeyi düzeltti.
• IV. Murat devletin duraklamasının nedenlerini araştırıp sorunlara kesin
çözümler bulmak amacıyla devlet adamlarına raporlar hazırlattı. Bunlardan
Koçi Bey’in raporları doğrultusunda ıslahatlar yaptı. Ancak genç yaşta ölümü
ıslahatların yarım kalmasına yol açtı.
3. Tarhuncu Ahmet Paşa
IV. Mehmet zamanında sadrazam olan Tarhuncu Ahmet Paşa devletin
duraklamasının en önemli nedeni olarak mali alandaki bozulmaları görmüştür.
Bu nedenle mali alanlarda ıslahatlar yapmaya çalışmıştır.
Saray masraflarını kısmış, gümrük, mutfak ve tersane giderlerini
denetleyerek yolsuzlukların önüne geçmiştir. Devletin kimde alacağı varsa
almıştır. Devletin gelirleri ile giderleri arasında denge kurmak amacıyla
denk bütçe yapmıştır. Ancak bu ıslahatlar bazılarının çıkarlarına
dokunduğundan çıkan dedikodular sonucu görevden alınmıştır.
Tarhuncu Ahmet Paşa Osmanlılarda ilk modern bütçeyi yapan devlet adamıdır.
4. Köprülüler
Tarhuncu’dan sonra devletin mali ve siyasi sorunları artarak devam etti.
Bunun üzerine IV. Mehmet Köprülü Mehmet Paşa’ya sadrazamlık teklif etti.
Köprülü Mehmet Paşa, serbestçe çalışabileceği bir ortam oluşturmak ve
yaşamını garanti altına almak amacıyla bazı şartlar öne sürdü. Bunlar;
• Saray devlet işlerine karışmayacak, saraya sunacağı bütün teklifler
kabul edilecek.
• Atamalara kimse karışmayacak.
• Hakkında bir dedikodu çıkarsa hemen karar verilmeyecek, önce kendisine
sorulacaktı.
Bu şartların kabul edilmesiyle göreve başlayan Köprülü; devletin iç ve dış
durumunu düzeltti, asayiş ve güvenliği sağladı, maliyeyi düzeltti.
Köprülü Mehmet Paşa’dan sonra yerine oğlu Fazıl Ahmet Paşa getirildi. Onun
zamanında Girit'in fethi tamamlandı. Avusturya yenilgiye uğratılarak Vasvar
Antlaşması yapıldı. Lehistan yenilgiye uğratılarak Bucaş Antlaşması yapıldı.
Mali sorunlar çözüldü. Devlet adeta yükseliş dönemi yaşadı.
Fazıl Ahmet Paşa’dan sonra yerine Merzifonlu Kara Mustafa Paşa geçti, ancak
onun Viyana’da yenilmesi bütün yapılanları mahvetti.
17. yüzyılda yapılan Islahatlar duraklamayı önleyememiştir. Bunda;
• Islahatların yetersiz olması ve kişilere bağlı kalması, ıslahatlarda
sürekliliğin sağlanamaması
• Sorunlara kesin çözümler bulunamaması, ıslahatların genelde kuvvete ve
şiddete dayalı olarak yapılması
• Başta yeniçeriler olmak üzere bazı kesimlerin ıslahatları engellemesi
• Batıdaki gelişmelerin takip edilememesi
etkili olmuştur.
Bütün bunlara rağmen ıslahatlar devletin ömrünü uzatmış, 18. yüzyıl
ıslahatları için bir basamak olmuştur. |
| |
18. YÜZYILDA OSMANLI DEVLETİ
A. SİYASİ OLAYLAR
Osmanlı Devleti'nin 18. yüzyıl başlarındaki temel politikası Karlofça ve
İstanbul Antlaşmaları ile kaybedilen yerleri geri almak için çalışmak
olmuştur. Ancak Osmanlı Devleti bu konuda başarılı olamamış, yeni topraklar
kaybetmiştir.
1. Osmanlı - Rus Savaşı ve Prut Antlaşması (1711)
18. yüzyılda Rusya'nın başında Çar I. Petro vardı. I. Petro, Rusya'yı
kuvvetli bir Avrupa devleti haline getirmek, Karadeniz ve Baltık denizlerine
ulaşarak sıcak denizlere inmek, Balkanlarda Rusya'ya bağlı Slav ve Ortodoks
devletler kurulmasını sağlamak istiyordu. Ruslar Osmanlılara sığınan
İsveçlileri takip etme bahanesi ile Osmanlı sınırlarını geçti. Bu arada
Balkanlarda karışıklıklar çıkarmaya çalıştı. Bunun üzerine sefere çıkan
Baltacı Mehmet Paşa Rusları Prut nehri kıyılarında kuşattı. Ancak
yeniçerilere güvenemediğinden Rusların barış isteğini kabul etti ve Prut
Antlaşması imzalandı. Buna göre;
• Rusya Azak kalesini geri verecek,
• Ruslar İstanbul'da daimi elçi bulundurmayacak
Osmanlılar bu antlaşma ile kaybettiği yerleri geri alma ümidini artırmıştır.
2. Osmanlı - Venedik ve Avusturya Savaşları (1715 - 1718) ve
Pasarofça Antlaşması
Mora, Karlofça Antlaşması ile Venediklilere verilmişti. Buradaki Rumların
yardım istemesi üzerine Venedik'e savaş açıldı. Mora geri alındı. Ancak
Avusturya, Karlofça Antlaşması’nın bozulduğunu ileri sürerek savaşa girdi.
Osmanlı ordusu yenildi ve Pasarofça Antlaşması yapıldı. Buna göre;
• Mora Osmanlılarda kalacak, ancak Dalmaçya kıyıları Venediklilere geri
verilecekti.
• Macaristan’ın tamamı, Yukarı Sırbistan ve Kuzey Eflak ile Belgrat
Avusturya'ya verilecekti.
3. Osmanlı - Rus ve Avusturya Savaşları (1736 - 1739) ve
Belgrat Antlaşmaları
Rusya, Prut Antlaşması’na rağmen Karadeniz'e inme ve Balkanlara yerleşme
fikrinden vazgeçmedi. Bu amaçla Avusturya ile gizlice anlaştı. Osmanlı
Devleti ile Rusya arasında tampon bir devlet olan Lehistan'a yerleşmeye
çalıştı. Rusların Leh milliyetçilerini takip bahanesi ile Kırım’a girmesi
üzerine savaş başladı. Avusturya’da Rusya'nın yanında yer aldı. Osmanlı
kuvvetleri her iki devleti de ağır yenilgilere uğrattı. Önce Avusturya sonra
da Rusya ile Belgrat Antlaşmaları yapıldı. Buna göre;
• Avusturya Pasarofça Antlaşması ile aldığı yerleri geri verecekti.
• Azak, Ruslarda kalacak, ancak kalesi yıkılacaktı.
• Ruslar Karadeniz'de savaş ve ticaret gemisi bulundurmayacaktı.
Antlaşma Osmanlıların 18. yüzyılda imzaladığı en kârlı antlaşmadır. Bunda
orduda yapılan ıslahatlar etkili olmuştur. Rusya, Karadeniz'in Osmanlı gölü
olduğunu kabul etmiştir. Antlaşma sırasında Osmanlıları destekleyen
Fransa'ya kapitülasyonlar sürekli olarak verilmiştir.
4. Osmanlı - Rus Savaşı (1768 - 1774) ve
Küçük Kaynarca Antlaşması
Rusya'nın başında bulunan II. Katerina Kırım’ı almak, Karadeniz'e inmek ve
Balkanlara yerleşmek için çalışmalarını hızlandırdı. Bu amaçla Lehistan'a
yerleşmeye çalıştı. Rusların Leh milliyetçilerini takip bahanesi ile Osmanlı
sınırlarını ihlal etmesi ve Kırım'a saldırması üzerine savaş başladı (1768).
Altı yıl süren savaşlar sonunda Osmanlılar yenildi. Ruslar Osmanlı
donanmasını Çeşme’de yaktı. Ruslarla Küçük Kaynarca Antlaşması imzalandı.
Buna göre;
• Kırım'a bağımsızlık verilecek, ancak din işlerinde Müslümanların
halifesine bağlı olacaktı.
• Rusya Karadeniz'de savaş ve ticaret gemisi bulundurabilecek, Rus ticaret
gemileri boğazlardan serbestçe geçebilecekti.
• Rusya Osmanlı Devleti’ndeki Ortodoksların haklarını koruyabilecekti.
• Rusya İstanbul'da bir elçi bulundurabilecek, istediği yerlerde de
konsolosluk açabilecekti.
• Rusya işgal ettiği Eflak, Boğdan ve Beserabya'dan çekilecekti.
Bu antlaşma, Osmanlı Devleti'nin tarihinde imzaladığı en ağır antlaşmalardan
biridir. Halkı Müslüman olan bir toprak kaybedilmiştir. Rus konsoloslar
Balkanlarda sürekli karışıklıklar çıkarmıştır. Rusya, Ortodoksların
haklarını bahane ederek sık sık Osmanlı Devleti’nin iç işlerine karışmaya
başlamıştır.
5. Osmanlı - Rus ve Avusturya Savaşları (1787 - 1792)
Ziştovi (1791) ve Yaş (1792) Antlaşması
Rusya, Küçük Kaynarca Antlaşması’ndan bir süre sonra Kırım'ı işgal etti.
Balkanlardaki Osmanlı topraklarını paylaşmak için Avusturya ile de gizlice
anlaştı. Halkı Müslüman olan Kırım’ın işgali üzerine Osmanlı Devleti
Rusya'ya savaş açtı. Avusturyada Rusya'nın yanında yer aldı. Osmanlı Devleti
yenilmeye başladı. Ancak bu sırada ortaya çıkan Fransız İhtilali
Avusturya'yı etkilemeye başlayınca Avusturya işgal ettiği yerleri geri
vererek Ziştovi Antlaşması’nı imzaladı. Yalnız kalan Rusya da barış istedi.
Ruslarla Yaş Antlaşması yapıldı. Bu antlaşma ile Kırım'ın Rusya'ya ait
olduğu kabul edildi.
6. Fransa'nın Mısır'ı İşgali (1798 - 1802)
Fransa, İngiltere'nin Hindistan yolunu kesmek için Napolyon komutasındaki
bir ordu ile Mısır'ı işgal etti. İngiltere ve Rusya bu duruma tepki
göstererek Osmanlı Devleti'nin yanında yer aldı. Akka'da Nizam-ı Cedit
ordusuna yenilen Napolyon Mısır’dan kaçtı. Bir süre sonra da Fransızlar
Mısır'ı boşalttı. Bu olay Kanuni döneminde başlayan Osmanlı - Fransız
dostluğunu bozdu. İngilizlerin Osmanlılar üzerindeki etkinliği arttı.
7. Osmanlı - İran Savaşları (1722 - 1746)
17. yüzyıl başlarında İran karışıklık içindeydi. Rusya'nın İran topraklarını
işgale başlaması üzerine Osmanlı Devleti bunu engellemek için harekete
geçti. Osmanlı ve Rus kuvvetleri savaşmak üzere iken Fransa'nın aracılığı
ile Ruslarla bir antlaşma yapılarak İran toprakları paylaşıldı. İran bu
durumu kabul etmeyerek savaşa başladı. Osmanlı - İran savaşları aralıklarla
1746'ya kadar devam etti. İki tarafta önemli bir başarı kazanamadı. Kasr-ı
Şirin Antlaşması esas alınarak antlaşma yenilendi.
B. 17. YÜZYIL ISLAHATLARI
1. Lale Devri (1718 - 1730)
Pasarofça Antlaşması ile batının üstünlüğünü anlayan Osmanlı yöneticileri
batıda bir barış dönemi başlattılar. Lale Devri denilen ve 1730'da Patrona
Halil isyanına kadar süren bu dönem bir zevk ve eğlence dönemi olarak
bilinmekle birlikte önemli yeniliklerin yapıldığı bir dönem oldu. Lale
Devri’nde;
• Avrupa başkentlerine geçici elçilik heyetleri gönderilerek batıdaki
gelişmeler yakından takip edilmeye başlandı.
• İstanbul'da ilk Türk matbaası kuruldu. Matbaanın kâğıt ihtiyacı için
Yalova'da kâğıt fabrikası kuruldu.
• İstanbul’da birçok saray, köşk, çeşme, yapıldı. Sivil mimari gelişti.
• İstanbul ve Selanik'te kumaş (çuha), İstanbul, İznik ve Kütahya'da çini
atölyeleri açılarak yerli malı kullanımına önem verildi.
• İstanbul’da birçok kütüphane açıldı. Bir tercüme heyeti oluşturularak
yabancı eserler Türkçe’ye çevrildi. Böylece toplumda kültür hayatı
canlandırılmaya çalışıldı.
• Yeniçerilerden bir itfaiye bölüğü kuruldu. İlk kez çiçek aşısı yapıldı.
Bütün bu gelişmelere karşılık lüks ve israf arttı. Yeni vergiler ve İran
savaşlarındaki başarısızlıklar da tepkilere neden oldu. Bunun sonunda çıkan
Patrona Halil isyanı ile Lale Devri sona erdi.
2. I. Mahmut Devri (1730 - 1754)
I. Mahmut aslen Fransız olan Humbaracı Ahmet Paşa’ya görev verdi. Bu
dönemde;
• Topçu ve Humbaracı ocakları Avrupa usulüne göre yeniden düzenlendi.
Orduya subay yetiştirmek amacıyla Kara Mühendishanesi açıldı. (Batı tarzı
ilk askeri okul)
• Orduda bölük, tabur, alay sistemi uygulanmaya başladı.
3. III. Mustafa Devri (1756 - 1774)
III. Mustafa ıslahatlar için Koca Ragıp Paşa ve Fransa'dan getirtilen Baron
Dö Tot'a görev verdi. Bu dönemde;
• Sürat Topçuları Ocağı kuruldu. Donanmaya subay yetiştirmek amacıyla
Deniz Mühendishanesi açıldı.
• Maliye alanında yenilikler yapıldı.
4. I. Abdülhamit Devri (1774 - 1787)
I. Abdülhamit döneminde ıslahatlara devam edildi.
• Sürat Topçuları Ocağı sayıları artırılarak yeniden düzenlendi. Kara ve
deniz mühendishaneleri yenilendi. Yeni gemi ve silahlar yapıldı.
• Orduya destek sağlayacak istihkam subayı yetiştirmek için İstihkam Okulu
açıldı.
5. III. Selim Devri (1787 - 11807)
III. Selim iyi yetişmiş bir devlet adamı idi. Islahatlara başlamadan önce
ileri gelen devlet adamlarından bir heyet oluşturarak yapılacak ıslahatlar
hakkında bir rapor aldı. Islahatları belli bir plan dahilinde yapmaya
çalıştı. Bu dönemde;
• Yeniçeri Ocağı belli bir düzene sokulmaya çalışıldı.
• Nizam-ı Cedit adıyla Avrupa tarzında yeni bir ordu kuruldu. Kara ve
deniz Mühendishaneleri ıslah edildi. Topçu ve Humbaracı ocakları yenilendi.
• Nizam-ı Cedit ordusunun ihtiyaçları için İrad-ı Cedit adıyla yeni bir
hazine oluşturuldu.
• Avrupa başkentlerinde daimi elçilikler açıldı.
• Devlet parasının değerini korumak için önlemler alındı. Yerli malı
kullanımı teşvik edildi.
Ancak yapılan ıslahatlardan bazıları hoşlanmadı. Kabakçı Mustafa isyanı
çıktı. İsyan sonucunda III. Selim tahttan indirildi. Yapılan ıslahatlar da
ortadan kaldırıldı.
6. 18. Yüzyıl Islahatlarının Genel Özellikleri
• 17. yüzyıl ıslahatlarına göre köklü ve kalıcı olmuştur. 19. yüzyıl
ıslahatları için bir basamak olmuştur.
• Lale Devri dışındaki ıslahatlar genelde askeri alanda yapılmıştır. Bunda
savaşlarda kazanılacak başarıların sorunları çözeceğine inanılması etkili
olmuştur.
• Islahlarda batıdaki gelişmelerden yararlanılmıştır.
• Islahatların önündeki en önemli engel Yeniçerilerle ulema sınıfı
olmuştur.
|