| |
OSMANLI - MEMLÛK SAVAŞLARI (1485 - 1491)
Fatih döneminden itibaren bozulan Osmanlı - Memlûk ilişkileri;
• İslam dünyasının siyasi liderliği için başlayan çekişme
• Hicaz su yolları meselesi
• Şehzade Cem Sultan olayında Memlükler'in kışkırtıcı bir rol oynaması
• Memlükler'in Osmanlılara karşı Karamanoğlu ve Venediklilerle işbirliği
yapması nedenlerine bağlı olarak savaşa dönüştü.
1485 - 1491 yılları arasında yapılan savaşlarda iki tarafta birbirlerine
üstünlük sağlayamadı.
OSMANLI - VENEDİK İLİŞKİLERİ
. 1499 Osmanlı - Venedik Savaşı'nda Modon, Koron, Navarin ve İnebahtı
kaleleri alındı (1500). Inebahtı Osmanlı Devleti'nin Akdeniz'deki üssü oldu.
OSMANLI - İRAN İLİŞKİLERİ
İran'da bulunan Safeviler Anadolu'yu parçalamak ve Şiiliği yaymak için
faaliyette bulunuyorlardı. Bu faaliyetler sonucunda 1511'de Şahkulu
Ayaklanması çıktı. Bu ayaklanma güçlükle bastırıldı. Bu dönemde Safevi
Devleti Anadolu'daki halkı sürekli kışkırtmıştır.
YAVUZ SULTAN SELİM DÖNEMİ (1512-1520)
Trabzon'da sancakbeyi olan Yavuz Sultan Selim, Safeviler'in Anadolu'daki
faaliyetleri karşısında babası II. Bayezid'in mücadelesini yetersiz
bulmaktaydı. Yavuz, babasına karşı ayaklandı. Yeniçerilerin desteği ile
padişah oldu.
OSMANLI - İRAN İLİŞKİLERİ
II. Bayezid döneminde Osmanlı - İran ilişkileri, Safevilerin Anadolu'daki
Şii faaliyetleri yüzünden bozulmuştu.
Yavuz Sultan Selim, tehlikenin İran'dan geleceğine inandığı için İran
üzerine yürüdü.
Şah İsmail ile 1514'te yapılan Çaldıran Savaşı'nı Yavuz Sultan Selim
kazandı.
Bunun sonucunda; a)Doğu Anadolu, Tebriz ve Güneydoğu Anadolu Osmanlı
hakimiyetine geçti.
b)Yavuz, İran seferinden dönerken Turnadağı Savaşı ile Dulkadiroğulları
Beyliği’ni ortadan kaldırdı.
NOT: Böylece Anadolu Türk birliği kesin olarak sağlandı.
OSMANLI - MEMLÛK İLİŞKİLERİ
Mısır Seferi'nin Nedenleri
• Türk - İslam dünyasının siyasi lideri olma mücadelesi
• Fatih'ten beri süregelen Hicaz su yollan meselesi
• Osmanlı ilerleyişini durdurmak için Memlükler'le Şah İsmail arasında
ittifak yapılması
• Yavuz Sultan Selim'in Baharat Yolu'nu ele geçirerek devleti ekonomik
yönden güçlendirmek istemesi
• Bu nedenlerle sefere çıkan Yavuz Sultan Selim, Memlûk Ordusu ile
Mercidabık Savaşı'nı (1516) yaptı. Savaşı Osmanlı Devleti kazandı.
Bu savaşla;
• Suriye, Filistin ve Lübnan Osmanlı topraklarına katıldı.
• Bir yıl sonra Yavuz sultan selim orduları ile Sina Çölü'nü geçerek Mısır'a
girdi. Memlûk ordusu ile yapılan Ridaniye Savaşı'nı (1517) kazandı.
Kahire'ye girerek Memlûk Devleti'ne son verdi.
Mısır Seferi'nin Sonuçları
• Memlûk Devleti sona erdi. Böylece Türk - İslam dünyasının liderliği
Osmanlılar'a geçti.
• Suriye, Filistin, Mısır, Hicaz Osmanlı topraklarına katıldı. Osmanlı
sınırları Kuzey Afrika'ya kadar ulaştı.
• Halifelik kurumu Osmanlılara geçti.
• Hicaz Emirliği Osmanlılara bağlandı.
• Baharat Yolu'nun denetimi Osmanlılara geçti.
• Venedikliler Kıbrıs için Memlüklar'a ödedikleri vergiyi Osmanlı Devleti'ne
ödemeye başladılar.
UYARI: Bu sırada Portekizlilerin Ümit Burnunu keşfederek Hindistan yolunu
bulmaları üzerine Osmanlı Devleti Baharat Yolu'ndan istediği sonucu elde
edemedi
KANUNİ SULTAN SÜLEYMAN DONEMİ (1520-1566)
Osmanlı Devleti'nin en parlak dönemidir. Onun döneminde Osmanlı Devleti
topraklarını hızla genişletmesinin yanısıra kültür ve sanat bakımından da
zirveye ulaşmıştır.
BATIDAKİ GELİŞMELER
1) Macaristan Seferi ve Belgrat’ın Fethi (1521)
Belgrat'ı alınarak (1521) Avrupa'da yapılacak fetihlerde üs olarak
kullanıldı.
2) Mohaç Meydan Savaşı (1526)
Mohaç Meydan Savaşı'nda Macarları yenilerek(1526).Böylece;
• Macaristan fethedildi. Osmanlının Orta Avrupa'daki üstünlüğü sağlanmış
oldu.
UYARI: Bu olaydan sonra Macaristan üzerindeki hak iddia eden Avusturya ile
Osmanlı Devleti ilk kez karşı karşıya gelmiştir.
3) I. Viyana Kuşatması (1529)
Osmanlı Ordusu Macaristan'dan geri dönünce Avusturya kralı Ferdinand,
Macaristan üzerinde hak iddia etti. Macaristan topraklarına girerek Budin'i
kuşattı. Bunun üzerine Kanuni yeni bir sefere çıkarak Budin'i geri aldı.
Avusturya topraklarına girerek Viyana'yı kuşattı (1529).Ancak, orduda
yiyecek ve cephane sıkıntısının baş göstermesi, kış mevsiminin erken
bastırması ve ağır kuşatma toplarının götürülmemiş olması nedeniyle Viyana
alınamadı.
4) Almanya Seferi (1532)
Avusturya Kralı Ferdinand, Osmanlı Ordusunun geri dönmesi üzerine
Macaristan'ın işgal etti. Kanuni bu kez Alman imparatoru Şarlken üzerine
yürüdü. Osmanlı Ordusu Alman topraklarına girdi. Şarlken savaşmaya cesaret
edemedi. Avusturya kralı Ferdinand Osmanlılardan barış istedi. Taraflar
arasında İstanbul Antlaşması (İbrahim Paşa) imzalandı (1533). Bu antlaşmaya
göre;
• Avusturya kralı, Osmanlı veziriazamına denk sayılacak.
UYARI: Bu madde ile Avusturya, Osmanlı Devletinin üstünlüğünü resmen kabul
etmiş olmaktadır.
• Avusturya elindeki Macaristan topraklan için Osmanlı Devleti'ne vergi
verecek.
5) Osmanlı - Fransız İlişkileri ve Kapitülasyonlar (1535)
Osmanlı - Fransız ilişkileri Fransa kralı I. Fransuva'nın Kanuni'den yardım
istemesi üzerine başladı.Kanuni, Fransa'yı yanına çekerek
a) Avrupa Hristiyan birliğini parçalamak
b) Coğrafi keşiflerle önemini kaybetmeye başlayan Akdeniz ticaretini yeniden
canlandırmak
c) Avrupa Hristiyan birliğini engellemek için Fransa ile dostluk ve ticaret
antlaşması imzalamıştır (1535). Kapitülasyonlar adı verilen bu antlaşmaya
göre;
• Fransız ticaret gemileri Osmanlı kara sularında ve limanlarında serbestçe
dolaşabilecek.
• Fransız tüccarlar, diğer devletlerin tüccarlarından daha az gümrük vergisi
ödeyecek.
• Osmanlı Devleti'nde ölen Fransızlar'ın malları ülkesine iade edilecek.
• Fransızlar, İstanbul'da elçi bulundurabilecek, Osmanlı Devleti'ndeki
Fransız tüccarların arasındaki davalara Fransız mahkemeleri bakacak.
• Aynı haklardan Osmanlı Devleti de yararlanacaktır.
• Bu ayrıcalıklar antlaşmayı imzalayan hükümdarlar sağ kaldığı sürece
geçerli olacaktır.
UYARI:1535 yılında imzalanan kapitülasyonlar, Kanuni'nin ölümünden sonra 5
kez yenilenmiş, I. Mahmut döneminde (1740) sürekli hale getirilmiştir.
Osmanlı Devleti'nin gücünü koruduğu dönemlerde bir sorun oluşturmayan
kapitülasyonlar, zayıflama döneminde devletin çökümünde en önemli
etkenlerden biri olmuştur. Kapitülasyonlar Lozan Antlaşması (1923) ile
kaldırılmıştır.
6) Macaristan’ın Osmanlı Himayesine Girmesi(1541)
Macar Kralının ölmesi üzerine Avusturya Kralı Ferdinand Macaristan'a girdi.
Bu nedenle Kanuni tekrar sefere çıktı.
• Kuzeybatı kısmı Avusturya'ya bırakıldı.
• Doğu kısmı, dış işlerinde Osmanlı Devleti’ne bağlı Erdel Beyliği oldu.
• Orta ve güney kısmı, Budin Beylerbeyliği adıyla merkeze bağlı eyalet oldu.
7) Zigetvar Seferi ve Kanuni'nin Ölümü (1566)
Avusturya’nın İstanbul Antlaşması'nı bozması üzerine Kanuni sefere çıktı.
1566'da Zigetvar Kalesi kuşatıldı. Kuşatma sürerken Kanuni'nin vefat
etmesine rağmen fetih tamamlandı. (1556)
DENİZLERDEKİ GELİŞMELER
1) Rodos'un Fethi (1522)
Anadolu kıyılarının ve Doğu Akdeniz ticaret yolunun güvenliği için Rodos
Adası kuşatılarak alındı (152
2) Cezayir'in Osmanlıya Katılması
Barbaros lakaplı Hızır Reis bağımsız bir Cezayir Devleti kurmuştu. Yavuz
Sultan Selim döneminde Osmanlı hizmetine girdi. Kanuni döneminde Kaptan-ı
Derya'lığa getirildi. Böylece; Barbaros Hayrettin Paşa Osmanlı Devleti'ne
bağlanmış ve Cezayir Berlerbeyliği'ne atanmıştır (1533).
Barbaros Hayrettin Paşa'nın Akdeniz'deki fetihleri üzerine Haçlı donanması
oluşturuldu. Osmanlı donanması, Preveze'de Haçlı donanmasını büyük bir
bozguna uğrattı (1538). Preveze Deniz Zaferi'nin sonucunda;
• Akdeniz'deki üstünlük Osmanlılara geçti. Akdeniz Türk gölü haline geldi.
• Venedikliler Osmanlı Devleti'ne vergi vermeyi kabul ettiler.
3) Trablusgarp'ın Fethi (1551)
Turgut Reis, 1551 yılında Sen Jan şövalyelerinin elinde bulunan Trablusgarp
ve Bingazi'yi işgalden kurtararak Osmanlı topraklarına kattı.
4) Cerbe (1560) ve Malta Seferleri (1565)
Turgut Reis, Haçlı donanmasını mağlup ederek Cebre Adası'nı İspanyolların
elinden aldı (1560). Böylece:
• Akdeniz'de ve Kuzey Afrika'daki Türk üstünlüğü iyice pekişmiş oldu.
• Sen Jan şövalyeleri elinde bulunan Malta Adası kuşatıldı ise de alınamadı.
5) Hint Denizi Seferleri Ümit Burnu'nu bulan Portekizliler:
• Hint Okyanusu'na hakim olmak istemişlerdir.
• Müslümanların hac ve ticaret gemilerine saldırmışlardır.
• Basra ve Aden Körfezi'ni kapatarak Baharat Yolu'nu kapatmışlardır.
• Hindistan'daki Müslüman devletlere baskı yapmışlardır.
Bunun üzerine;
• Hindistan'daki Müslüman devletlerin Kanuni'den yardım istemeleri ve
Hindistan ticaret yolunu açmak ve denetimi ele geçirmek için Hint Deniz
Seferleri yapıldı.
• İlk seferi, 1538'de Mısır valisi Hadım Süleyman Paşa
• İkinci seferi, 1551'de Piri Reis
• Üçüncü seferi, 1552'de Murat Reis
• Dördüncü seferi 1553'te Seydi Ali Reis düzenlemiştir.
Ancak istenilen sonuç alınamamıştır. Bunda ise; donanmanın okyanuslara
dayanıkla olmayışı ve yardım isteyen müslümanların gerekli ilgiyi
göstermemeleri etkili olmuştur. Hint Deniz seferinin sonucunda;
• Arap Yarımadası'ntn tamamen ve Habeşistan kıyıları ele geçirildi.
Kızıldeniz'de Türk hakimiyeti kuruldu.
DOĞUDAKİ GELİŞMELER
Osmanlı orduları batıda Haçlılarla uğraşırken Safeviler her defasında
Osmanlı topraklarına saldırmış ve Doğu Anadolu'yu karıştırmaya çalışmıştır.
Kanuni, İran'a üç sefer düzenledi. 1554 yılındaki seferde Bağdat, Azerbaycan
ve Karabağ fethedildi.
Safevilerin barış istemesi üzerine iki devlet arasında Amasya Antlaşması
imzalandı (1555).
Bu antlaşma ile;
• Bağdat, Tebriz ve Doğu Anadolu Osmanlı Devleti'ne bırakıldı.
UYARI: Bu antlaşma Osmanlı Devleti ile İran arasında yapılan ilk resmi
antlaşmadır.
SOKULLU MEHMET PAŞA DÖNEMİ (1566-1579)
Kanuni'nin ölümünden sonra tahta II. Selim, onun ölümünden sonra da III.
Murat çıkmıştır. Ancak bu dönemlerde devlet yönetiminde Sokullu Mehmet Paşa
etkili olmuştur. O nedenle bu devirlere "Sokullu Devri" denir. Bu dönemde:
Sakız Adasının Fethi (1568)
Yemen'in Fethi (1568)
Kıbrıs'ın Fethi (1571)
Tunus'un Fethi (1574)
Lehistan'ın (Polonya ve Litvanya) Osmanlı Himayesine Alınması (1575)
UYARI: Lehistan'ın Osmanlı himayesine alınması ile Osmanlı hakimiyeti Baltık
Denizi'ne kadar ulaşmıştır.
Fas'ın Himaye Altına Alınması (1577)
Vadi'üs Seyl Savaşı'nda Portekiz orduları mağlup edildi. Bunun sonucunda;
Fas Osmanlı himayesine alındı.
SOKULLU'NUN PROJELERİ
1. Süveyş Kanalı Projesi
Bu proje ile Sokullu, Akdeniz ticaretini canlandırmak ve Baharat Yolu'nu
yeniden işler hale getirmeye amaçlıyordu.
UYARI: Sokullu’nun bu projesi 1869 yılında Fransa tarafından
gerçekleştirilmiştir.
2. Don - Volga Kanalı Projesi:
Sokullu Mehmet Paşa bu proje ile;
• Kafkas ve İran fetihlerinde donanmadan da yararlanmak
• Rusların Kafkaslara inmesini engellemek
• Karadeniz'deki Osmanlı donanmasını Hazar Denizi'ne geçirerek Orta Asya
Türkleri ile daha kolay ilişki kurmak
• İpek Yolu'nu canlandırmak
• Rus baskısı altındaki Türk hanlıklarına yardım etmek amacını taşımakta
idi.
Ancak bu proje gerçekleşemedi.
UYARI:Sokullu Mehmet Paşa'nın 1579'da öldürülmesiyle Osmanlı Tarihi'nin
Yükselme Dönemi sona ermiş "Duraklama Dönemi" başlamıştır.
17. YÜZYILDAKİ SİYASİ GELİŞMELER
1. OSMANLI - İRAN İLİŞKİLERİ
il1555 yılında imzalanan Amasya Antlaşması’nın bozulması üzerine
Osmanlı-İran savaşları yeniden başladı.
a) 1579 - 1590 Savaşları: Bu savaşlar sonunda iki ülke arasında Ferhat Paşa
(İstanbul) Antlaşması (1590) imzalandı.
Bu antlaşmaya göre;
• Azerbaycan'ın bir bölümü ile Güney Kafkasya Osmanlı Devleti'ne kaldı.
NOT: Osmanlı Devleti bu antlaşma ile doğuda en geniş sınırlarına ulaşmıştır.
b) 1603-1611 Savaşları
İran, Ferhat Paşa Antlaşmasını bozarak Anadolu'ya girdi (1603). Diyarbakır'a
kadar ilerledi.
• Yenilen İran’la Nasuh Paşa Antlaşması imzalandı (1611).
Bu antlaşmaya göre;
• Osmanlı Devleti, Ferhat Paşa Antlaşması ile aldığı yerleri geri verdi.
Bunun karşılığında İran, Osmanlı Devleti'ne her yıl iki yüz deve yükü ipek
vermeyi kabul etti.
c) 1617-1618 Savaşları
İran'ın her yıl göndermeyi vaat ettiği ipeği göndermemesi üzerine barış
bozulmuş İran'a savaş açılmıştır. Sonuçta iki devlet arasında Serav
Antlaşması imzalandı (1618).
Bu antlaşmaya göre;
• İran'ın Osmanlı Devleti'ne vermeyi taahhüt ettiği iki yüz deve ipek, yüz
deveye indirildi.
• Sınırlar Nasuh Paşa Antlaşması'na göre belirlendi.
d) 1622-1639 Savaşları
• İran Bağdat'ı işgal edince IV. Murat Revan Seferi'ne çıktı. Revan'a kadar
Doğu Anadolu toprakları geri alındı (1635).
• IV. Murat 1638'de Bağdat Seferine çıkarak Bağdat'ı aldı. Sonuçta iki
devlet arasında Kasr-ı Şirin Antlaşması imzalandı (1639). Bu antlaşmaya
göre;
• Bağdat Osmanlı Devleti'ne katıldı.
• Revan ve Azerbaycan İran'a bırakıldı.
• Osmanlı - İran sınırı bugünkü şekliyle çizildi.
NOT: Kasr-ı Şirin Antlaşması ile bugünkü Türkiye-İran sınırı büyük ölçüde
belirlendi.
II. OSMANLI - LEHİSTAN İLİŞKİLERİ
Lehistan'ın Osmanlı Devleti'ne bağlı Erdel ve Boğdan beyliklerinin
içişlerine karışması sonucu Osmanlı - Lehistan ilişkileri bozuldu. II. Osman
(Genç Osman) Lehistan (Hotin) Seferi'ne çıktı (1620). Hotin Kalesi alındı.
Lehistan ile Hotin Antlaşması imzalandı (1621).
NOT :Bu sefer sırasında Yeniçeri Ocağının bozulduğunu gören II. Osman, bu
zaferden sonra Yeniçeri Ocağını kaldırmayı düşünmüş ve bunun içinde "Hacca
gidiyorum." bahanesi ile Doğu Anadolu'da bir ordu kurarak Yeniçeri Ocağını
kaldırmayı planlamıştır. Ancak bunu haber alan Yeniçeriler II. Osman'ı
öldürmüşlerdir. II. Osman'ın (Genç Osman) bu düşüncesi Osmanlı Devleti'nde
ilk ıslahat teşebbüsüydü.
1672'de Lehistan'ın Ukrayna'yı işgal etmesi üzerine IV. Mehmet Lehistan
Seferine çıktı. Lehistan ordusu mağlup edildi. Lehistan kralının isteği
üzerine Bucaş Antlaşması imzalandı (1672).
NOT:Bucaş Antlaşması Osmanlı Devleti'nin batıda toprak kazandığı son
antlaşmadır. Bu antlaşma ile Osmanlı Devleti batıda en geniş sınırlarına
ulaşmıştır.
III. OSMANLI - VENEDİK İLİŞKİLERİ
. 17. yüzyılda Akdeniz'deki Girit meselesi yüzünden Osmanlı - Venedik
ilişkileri bozuldu.
Girit'te bulunan korsanlar Osmanlı ticaret ve hac gemilerine
saldırıyorlardı. Coğrafi konumu nedeniyle Doğu Akdeniz ve Kuzey Afrika
kıyılarını tehdit etmekteydi. Bu nedenlerle Girit'in alınması gerekiyordu.
1645 yılında kuşatılan ada 25 yıl sonra Köprülü Fazıl Ahmet Paşa zamanında
Girit 1669 yılında fethedildi.
UYARI: Girit’in fethi ile; Doğu Akdeniz'deki Osmanlı güvenliği sağlandı.
Girit’in alınması Osmanlı Devleti’nin denizlerdeki son başarısıdır.
IV. OSMANLI - AVUSTURYA İLİŞKİLERİ
Kanuni döneminde Zigetvar seferi sonrasında imzalanan antlaşma 16. Yüzyılın
sonlarına doğru bozuldu. Osmanlı - Avusturya savaşları 17. yüzyılın sonuna
kadar aralıklarla devam etti.
a) 1593 - 1606 Haçova Savaşı
• Avusturya ile Osmanlı arasında sınır savaşlarının başlaması, Avusturya’nın
vergisini vermemesi
• Osmanlılar’ın Eğri, Kanije ve Estergon kalelerini ele geçirmesi üzerine
çıkan Haçova Meydan Savaşı'nda Avusturya yenildi. İki devlet arasında
Zitvatoruk Antlaşması yapıldı (1606).
Avusturya kralı protokol gereği Osmanlı padişahına denk sayıldı.
UYARI: Böylece Osmanlı Devleti'nin Avusturya karşısında 1533 İstanbul
Antlaşması ile kazandığı siyasi üstünlük bu antlaşma ile kaybedildi
b) 1662-1664 Savaşları
Avusturya'nın Erdel Beyliği'nin iç işlerine karışması üzerine Köprülü Mehmet
Paşa ve Köprülü Fazıl Ahmet Paşa tarafından Avusturya'ya iki sefer
düzenlendi (1662 - 1664). Avusturya ordusu mağlup edildi. Uyvar ve Zerınvar
kaleleri alındı. Avusturya'nın isteği ile Vasvar Antlaşması imzalandı
(1664).
c) 1683 - 1699 Savaşları ve II. Viyana Kuşatması
• Avusturya'nın yönetimlerindeki Macarlara baskı yapması üzerine Macarlar,
Osmanlı Devleti'nden yardım istediler. Bunun üzerine Merzifonlu Kara Mustafa
Paşa sefere çıkarak Avusturya'nın başkenti Viyana'yı kuşattı (1683).
• Yapılan bütün hücumlara rağmen kalenin kuşatması uzadı. Orduda yiyecek ve
cephane sıkıntısı baş gösterdi.
• Lehistan ordusu Avusturya’nın yardımına geldi. İki ateş arasında kalan
Osmanlı ordusu dağıldı. Merzifonlu Kara Mustafa Paşa yenilginin bedelini
idam edilerek ödedi.
• Osmanlı Devleti'nin Viyana yenilgisi bir dönüm noktası oldu. Avrupa
devletleri Papanın çağrısı üzerine Osmanlı Devleti'ne karşı Kutsal İttifak
oluşturdular. Bu ittifaka Avusturya, Lehistan, Venedik, Rusya ve Malta
katıldı ve Osmanlı Devleti'ne savaş açtılar.
• Lehistan ve Rusya kuzeyden, Avusturya batıdan, Venedik ve Malta denizden
Osmanlı topraklarına saldırdılar. Osmanlı Devleti 16 yıl süren bu savaşta
başarılı olamadı.
• Osmanlı Devleti barış istemek zorunda kaldı. Osmanlı Devleti ile Lehistan,
Avusturya ve Venedik arasında Karlofça Antlaşması (1699) imzalandı.
UYARI: Karlofça Antlaşması ile Osmanlı Devleti'nin Orta Avrupa'daki
egemenliği sona erdi.
Osmanlı Devleti Avrupa'dan geri çekilmeye başladı. Bu çekilme Sakarya Zaferi
(1921)'ne kadar devam etti.
Karlofça'da Rusya ile Osmanlı Devleti arasında ateşkes antlaşması imzalandı.
Barış antlaşması ise İstanbul'da yapıldı.
NOT: 1700 tarihli İstanbul Antlaşması ile Rusya, Azak Kalesini Karadeniz'e
ilk adımını atmıştır.
.
17. YÜZYIL ISLAHAT (YENİLİK) HAREKETLERİ
17. yüzyılda devlet otoritesinin zayıflaması; maliyenin, ordunun ve toprak
sisteminin bozulması, savaşların uzaması ve kaybedilmesi ve iç isyanlar
devleti ıslahat yapmaya zorlamıştır. Ancak bu dönemde sorunların kökenine
inilmemiş ve yüzeysel kalan ıslahatlar yapılmıştır.
17. YÜZYILDA ISLAHAT YAPAN PADİŞAH VE DEVLET ADAMLARI
1. Kuyucu Murat Paşa
I. Ahmet döneminin sadrazamıdır. Celali isyanlarına karşı sert tedbirler
alan Kuyucu Murat Paşa, Anadolu, Suriye ve Irak'taki isyanları bastırarak
asayişi sağladı, isyanların temel sebepleri araştırılmadan sert tedbirlerle
bastırıldığı için isyanlar bir müddet sonra yeniden çıkmıştır.
NOT :I. Ahmet döneminde padişahlık seçiminde Ekber ve Erşed (En büyük ve en
akıllı) yöntemi kabul edilerek şehzadelerin öldürülmesine son verildi.
Şehzadelerin sancağa çıkma usulü kaldırıldı. Böylece taht kavgaları
önlenmeye çalışıldı.
2. II. Osman (Genç Osman)
17. yüzyılda ıslahat hareketlerinde ilk ciddi adımı atmak istemiştir.
Toplumsal, ekonomik ve askeri alanda önemli ıslahatlar yaptı. Yeniçeri
Ocağını kaldırmak istedi ise de bu isteğinin yeniçeriler tarafından
duyulması üzerine isyan eden yeniçeriler tarafından öldürüldü.
Saray dışından evlenme geleneğini başlatarak sarayı halka açtı.
Ulema sınıfı ve şeyhülislamın yetkilerini kısıtladı.
3. IV. Murat
On iki yaşında tahta çıktı. Padişahlığının ilk yıllarında devlet yönetiminde
saray kadınları ve yeniçeriler etkili oldu.
IV. Murat yeniçerilerle işbirliği yapan sadrazamı öldürttü. Saray
kadınlarını yönetimden uzaklaştırdı. Yeniçerileri itaat altına aldı. İçki ve
tütün içmeyi yasakladı. İstanbul ve Anadolu'da asayişi sağladı. Ayrıca
devlet adamlarına duraklamanın nedenlerinin araştırılması için talimat
verdi. Bunun üzerine bir çok raporlar hazırlandı. Koçi Bey Risalesi (Raporu)
bunların en ünlüsüdür.
4. Tarhuncu Ahmet Paşa
Tarhuncu Ahmet Paşa IV. Mehmet devri sadrazamıdır. İlk iş olarak devletin
mali durumunu düzeltmek için ıslahatlar yaptı. Bütçenin denkleştirilmesi
için saray masraflarını kıstı. Bugünkü anlamda ilk devlet bütçesini yaptı.
Saray masraflarını kısması bir kısım çevreleri rahatsız etti. Hakkında
çıkarılan dedikodular sonunda görevinden alınarak idam edildi.
5. Köprülüler Devri
IV. Mehmet döneminde Köprülüler soyundan arka arkaya üç tane sadrazam görev
yapmıştır. Bu dönemde ülke yönetimi sadrazamların elinde olduğu için
Köprülüler dönemi olarak anılmaktadır.
• Köprülü Mehmet Paşa
IV. Mehmet'in annesi valide Turhan Sultan devleti güç durumdan kurtarmak
için Köprülü Mehmet Paşa'ya sadrazamlık teklif etti. Köprülü Mehmet Paşa
daha önceki sadrazamların akıbetini bildiği için saraya bazı şartlar öne
sürerek sadrazam oldu.
Bu şartlar;
• Saray devlet işlerine karışmayacak
• Saraya sunacağı teklifler kabul edilecek
• Devlet memurlarını kendisi seçecek
• Hakkında çıkabilecek dedikodular olursa, kendisine sorulmadan karar
verilmeyecek
NOT: Böylece; Osmanlı Tarihinde ilk kez bir sadrazam kendi şartları ile iş
başına gelmiştir. Köprülü bu şartları ileri sürmekle serbestçe
çalışabileceği bir ortam oluşturmak ve hayatını garantiye almak istemişti
Köprülü Mehmet Paşa ilk iş olarak orduyu disiplin altına aldı. Anadolu ve
İstanbul'daki isyanları bastırdı. İlmiye sınıfı arasındaki kavgalara son
verdi. Maliyeyi düzeltti.
Venediklileri Çanakkale Boğazından uzaklaştırdı. Girit'e yardım gönderdi.
Köprülü Mehmet Paşa'nın faaliyetlerinden memnun kalan IV. Mehmet ölünce
yerine Köprülü Fazıl Paşa getirildi.
• Köprülü Fazıl Ahmet Paşa
Macaristan'da çıkan isyanı bastırdı. Vasvar Savaşı'nda Avusturya ordusunu
mağlup etti.
IV. Mehmet'le birlikte Lehistan seferine çıkarak Bucaş Antlaşmasıyla
Podolya'yı aldı.
Girit'in fethini tamamladı. Maliyeyi düzeltti.
• Merzifonlu Kara Mustafa Paşa
Köprülülerden memnun kalan IV. Mehmet aynı aileden Merzifonlu Kara Mustafa
Paşa'yı sadrazamlığa getirdi. Ancak II. Viyana bozgunu Merzifonlunun idam
edilmesine neden oldu.
17. YÜZYILDA YAPILAN ISLAHATLARIN GENEL ÖZELLİKLERİ
1. Kişilere bağlı kaldığı için sürekli olmamıştır.
2. Avrupa'daki bilimsel ve teknik gelişmeler örnek alınmamış, Osmanlı
Devleti'nin Yükselme Dönemi örnek alınmıştır.
3. Islahatlar yapılırken şiddet ve baskıya başvurulduğu için toplum
tarafından benimsenmemiştir.
4. Askeri ve mali ağırlıklı ıslahatlar yapılmıştır.
5. Islahatlara karşı en büyük engel Yeniçeriler olmuştur.
NOT: Bütün bunlara rağmen yapılan ıslahatlar devletin ömrünü biraz daha
uzatmış ve devlete duraklama dönemi içinde yükselme yaşatmıştır.
18. YÜZYIL ISLAHATLARI
• 18. yüzyılda yapılan ıslahat hareketleri 17. yüzyılda yapılan
ıslahatlardan farklıdır.
• 18. yüzyılda, devletin içine düştüğü gerilemenin hızla devam etmesi
üzerine 17. yüzyıldaki ıslahat anlayışı ile gerilemenin önüne geçilemeyeceği
anlaşıldı.
• Önce Avrupa'nın askeri başarılarının nedenleri araştırıldı.
Avrupa'nın bilgi ve teknolojik bakımdan üstünlüğü kabul edildi.
Yapılan ıslahatlarda Avrupa örnek alındı. Bu nedenle 18. yüzyılda yapılan
ıslahat hareketlerine Batılılaşma Hareketleri denilir.
• Osmanlı Devleti, yavaş yavaş kendi klasik kurumlarını terk ederek askerlik
başta olmak üzere batıdan bazı araç, gereç, usul ve uygulamaları aldı.
LÂLE DEVRİ (1718 - 1730)
• Osmanlı tarihinde 1718 Paşarofça Antlaşması ile başlayıp 1730 Patrona
Halil isyanı ile sona eren devrine Lâle Devri denilir.
• Lale Devri'nde özellikle kültürel alanda birçok yenilik yapılmıştır.
Yapılan yeniliklerde Avrupa örnek alınmıştır. Bu durum Osmanlı toplumunun
düşünsel ve kültürel yapısında değişmeye yol açmıştır.
• Padişah III. Ahmet ve sadrazam Nevşehirli Damat İbrahim Paşa devrin önemli
devlet adamlarıdır.
Bu dönemde yapılan ıslahatlar şunlardır:
1. Komşu ülkelerle barış siyaseti izlenmiş, İstanbul'da saraylar, köşkler ve
lale bahçeleri yapılmıştır.
2. Avrupa'ya ilk kez geçici elçilikler açılmıştır. Osmanlı Devleti bu
gelişmeyle Avrupa siyasetini yakından takip etmeyi amaçlamıştı
3. Fransa'ya elçi olarak gönderilen Yirmisekiz Çelebi Mehmet Efendi,
Fransa'da gördükleri ve önemini anladıkları matbaayı Osmanlı Devleti'ne
getirmek için İstanbul'da İbrahim Müteferrika ile işbirliği yaparak ilk
devlet matbaasını kurmuşlardır (1727). Şeyhülislamdan alınan fetva ile bu
matbaada dini kitapların dışındaki kitapların basılması kabul edilmiştir.
Dini kitaplar ise eskisi gibi elle yazılacaktı.
4. İstanbul'da çıkan yangınları söndürmek için Yeniçeriler arasından
Tulumbacılar Bölüğü adıyla ilk kez İtfaiye Bölüğü oluşturuldu.
5. İstanbul'da çini ve kumaş imalathaneleri açıldı.
6. İlk kez çiçek aşısı uygulandı.
7. Yalova'da kağıt fabrikası açıldı.
8. Bilgi kurulları oluşturularak Arapça'dan Türkçe'ye kitaplar çevrildi,
İstanbul'un çeşitli yerlerinde kütüphaneler açıldı.
9. Sivil mimari gelişti. Avrupa mimarisi Osmanlı mimarisini etkiledi (Barok
mimarisi). Bu dönemde pek çok saray, kütüphane, köşk, çeşme ve kasırlar
yapıldı.
Bunlar içinde en ünlüleri Sadabat Kasrı ve III. Ahmet Çeşmesidir.
Patrona Halil İsyanı ve Lâle Devri'nin Sonu
• Lâle devri, ıslahatlarla birlikte özellikle saray çevresi ve üst düzey
idareciler için zevk ve eğlence devri olmuştur.
• Lâle devri boyunca devam eden Osmanlı - İran savaşlarının getirdiği
ekonomik bunalım karşısında saray çevrelerinin lüks ve eğlence içinde
yaşaması halk arasında hoşnutsuzluk yaratmıştır.
• Patrona Halil adlı bir şahsın başlattığı isyan kısa zamanda büyüdü. Bu
isyan sırasında Damat İbrahim Paşa öldürüldü. III. Ahmet tahtan indirildi.
Kağıthane ve Boğaziçi'ndeki yalılar ve köşkler yakıldı. Lâle bahçeleri
tahrip edildi. Böylece Lâle Devri sona erdi (1730),
NOT: Lâle Devri, Osmanlı Devleti'nde batının üstünlüğünün kabul edildiği,
batının örnek alınarak ıslahatların yapıldığı ilk dönemdir.
I. MAHMUT VE HUMBARACI AHMET PAŞA (1730-1754)
• III. Ahmet'ten sonra tahta geçen I. Mahmut öncelikle İstanbul'un asayişini
sağladı. Patrona Halil ve arkadaşları yakalanarak idam edildi.
• Osmanlı ordusunun Avrupa'nın çok gerisinde kaldığını gören I. Mahmut aslen
Fransız olan ve Islamı kabul eden Humbaracı Ahmet Paşa'yı durumu düzeltmek
için görevlendirdi. Bu dönemde;
• Humbaracı Ahmet Paşa, ordunun topçu ve humbaracı ocaklarını Avrupai tarzda
düzenledi. Avrupai tarzda subay yetiştirmek için Kara Mühendishanesi açıldı.
• Maliyeyi düzeltmek için çalışmalar yapıldı.
III. MUSTAFA VE BARON DÖ TOT (1757-1774)
1757'de başa geçen III. Mustafa yaptığı ıslahatlarda, Macar asıllı Baron Dö
Tot ile sadrazam Koca Ragıp Paşa'dan yararlanmıştır.
Bu dönemde yapılan ıslahatlar;
• Baron Dö Tot, Topçu ocağını "Sürat Topçuları" adı altında savaşa
hazırlamış, Tophaneyi düzene koymuş, ağır toplar yerine hafif ve hızlı
toplar döktürmüştür.
• Haliçte "Hendesehane" adıyla denizcilik ve topçuluk öğretimi yapılan bir
okul açıldı.
• Deniz subayı yetiştirmek üzere Deniz Mühendishanesi açıldı (1773).
• Maliye alanında çalışmalar yapıldı. İli. Mustafa dönemi 18. yüzyılda
Osmanlı Devleti'nin maliyesinin en iyi durumda olduğu bir dönem olmuştur.
I. ABDÜLHAMİD VE HALİL HAMİT PAŞA (1774-1789)
Osmanlı - Rus savaşı nedeniyle duraklayan askeri yeniliklere I. Abdülhamid
zamanında sadrazam Halil Hamit Paşa'nın gayretleri ile yeniden başlandı.Bu
dönemde;
• Mühendishaneye bağlı bir İstihkam Okulu açıldı.
• Ulufe alım ve satımı yasaklandı.
• Sürat Topçuları Ocağı geliştirildi.
• Ege ve Karadeniz kıyılarına tersaneler kuruldu.
III.SELİM VE NİZAM-I CEDİT (YENİ DÜZEN) (1789-1807)
Islahatların genel ismi Nizam-ı Cedid'tir. Avrupa tarzında Ni-zam-ı Cedid
ordusu kuruldu. Bunların masrafını karşılamak için İrad-ı Cedid hazinesi
kuruldu. Avrupa’dan öğretmen ve subay getirildi. Avrupa'ya ilk kez daimi
elçi gönderildi
Kabakçı Mustafa İsyanı ve Nizam-ı Cedit'in Sonu
• Nizam-ı Cedit hareketleri başta Yeniçeriler olmak üzere bir kısım çıkar
çevrelerini rahatsız etti.
• Nizam-ı Cedit ordusunun (1806 - 1812) Osmanlı - Rus savaşı sırasında
İstanbul'da olmadığını fırsat bilen bazı yeniçeriler Kabakçı Mustafa'nın
önderliğinde ayaklandılar.
• Nizam-ı Cedit Ocağı dağıtıldı. III. Selim tahtan indirilerek yerine IV.
Mustafa'yı padişah ilan ettiler (1807).
18. YÜZYILDA YAPİLAN ISLAHATLARIN GENEL ÖZELLİKLERİ
1. Osmanlı Devleti'nin bilim ve teknik alanında Avrupa'nın gerisinde kaldığı
kabul edilerek, Avrupa örnek alınmıştır. Bu dönemde yapılan ıslahatlarda
Avrupa'nın etkisi görülmektedir.
2. Gerilemeyi durdurmak için köklü ıslahatlar yapılmıştır.
3. Islahatlar padişahlar ve devlet adamları tarafından gerçekleştirilmiştir.
Islahatlar daha çok kişilere bağlı kalmıştır.
4. Islahatlara karşı en büyük tepki yeniçerilerden gelmiştir.
5. Islahatlara karşı isyanlar çıkmış, çıkan isyanlar sonucunda yapılan
ıslahatlar yarım kalmıştır.
6. Bu dönemde yapılan ıslahatlar 17. yüzyılda yapılan ıslahatlara göre daha
köklü ve kalıcı olmuştur.
7. Islahatlar sonucu birçok teknik makine ve buluş İstanbul'a gelmiş
19. YÜZYILDA YAPİLAN ISLAHATLAR
II. MAHMUT:
• İlk nüfus sayımı yapıldı.
• Polis ve posta teşkilatı kuruldu.
• Tımar ve zeamet kaldırılarak memurlara maaş bağlandı.
• Yeniçeri Ocağı kaldırıldı.
• Asakir-i Mansure-i Muhammediye adıyla yeni bir ordu kuruldu.
• Tıbbiye, Harbiye ve Bando Okulu açıldı.
• İlköğretim mecburi hale getirildi.
• Takvim-i Vekayi adıyla ilk resmi gazete çıkarıldı.
ABDÜLMECİD:
• Tanzimat Fermanı (1839) ile; Osmanlı vatandaşlarının can, mal ve namus
güvenliğinin sağlanması, mahkemelerin açık hale getirilmesi, kanun önünde
eşitliğin sağlanması. Vergilerin herkesin gelirine göre düzenlenmesi ve
herkese mal edinebilme hakkı sağlandı.
• Islahat Fermanı (1856) ile; Hıristiyan ve Musevileri küçük düşürecek
sözlerin kullanılmaması, azınlıkların kilise ve okul açması, din j ve mezhep
özgürlüğünün tanınması, herkesin kanun önünde eşit olması, herkesin serbest
ticaret yapmasına imkan sağlandı.
• İlk defa kağıt para basıldı.
• Galatasaray Sultanisi, Mülkiye, Darüşşüfaka ve Sanat okulları açıldı.
• Yeni yönetim birimleri oluşturuldu. Bunlar; il, liva, kaza, nahiye ve
köylere ayrıldı.
II. ABDÜLHAMİT:
1876'da I.Meşutiyet Dönemi başladı. I. Meşrutiyetin ilanı ile;
• Padişahın yetkilerinde kısıtlamalar oldu.
• Halk ilk kez seçeceği temsilciler vasıtasıyla yönetime katılma hakkı elde
etti.
• Osmanlı Devleti ve Türk tarihinin ilk anayasası (Kanun-i Esasi) yapıldı.
1908 yılında ilan edilen II. Meşrutiyet döneminde ise padişahın yetkilerinde
daha fazla kısıtlama yapılmıştır.
ZİRAAT BANKASI'NIN KURULUŞU
19 yüzyılın ilk yarısında Osmanlı İmparatorluğu'nda, ticaret ve parasal
konularda Avrupa'nın örnek alınması ile modellerin, yabancı bankalar
faaliyet göstermeye başlamıştı. O dönemlere ülkede henüz, ulusal niteliğe
sahip bir banka kurulması için yeterli sermaye yoktu. Bundan en çok zarar
gören kesim ise çalışan nüfusun büyük çoğunluğunu oluşturan çiftçilerdi.
Çünkü tamamen kendi kaderine terkedilmiş tarım kesiminde, geçim sıkıntısı
içinde bulunan büyük bir çiftçi topluluğu başvurabilecekleri kurum almadığı
için, sürekli olarak özel şahıs kredilerine muhtaç durumdaydı.
Sözü edilen kredileri verenler, bu işi meslek edinmiş faizci kimselerin yanı
sıra, tarım gereçlerini satan tüccar, toptancı, ihracatçı, komisyoncu,
kabzımal ve köy bakkalı gibi çeşitli ticaret erbabı ve esnaflardı.
O sıralarda günde 1 para hesabıyla yıllık % 900'lere varan bir faiz söz
konusuydu. Dolayısıyla borçlarını ödemekte zorlanan çiftçiler, ürünlerini
daha hasattan önce bu kişilere satmak zorunda kalmaktaydı.
O dönemde Osmanlı Devleti'ne bağlı Yugoslavya'nın Niş valisi olan Mithat
Paşa, çeşitli alanlarda başarılı çalışmalarda bulunmuş,, çiftçilerin içinde
bulundukları zor koşullara da yakından tanık olmuştur. Yaptığı
araştırmalarla, bu alanda teşkilatlanmanın zorunlu olduğu ve çiftçilerin
tefecilerin elinden kurtarılması için devlet yardımının gerektiği, ancak bu
yardımın halk hareketiyle desteklenmesinin önem taşıdığı sonucuna varmıştır.
Böylece 1863 yılında, çiftçilerin oluşturduğu kaynakla, Mithat Paşa
öncülüğünde, devlet eliyle ve devlet himayesinde kurulan ve adına "Memleket
Sandıkları" denilen organizasyon millî bankacılığın ilk örneği olarak tarihe
geçmiştir.
Mithat Paşa 1863 yılında Pirot Kasabası'nda kurduğu ilk memleket sandığını
oluştururken Türk gelenekleri arasında zaten varolan ve karşılıklı
yardımlaşma esasına dayanan imece geleneğinden esinlenmiştir.
1867 yılında "Memleket Sandıkları Nizamnamesi"nin yürürlüğe girmesiyle
Osmanlı Devleti'nin her yanında sandıklar faaliyete başlamış ve uzun yıllar
başarıyla hizmet vermiştir.
Ancak ilerleyen yıllarda sandıkların işleyişinde gözlenen bozulmalar
memleket sandıklarının etkinliklerini azaltmıştır. Sandıkları merkezî
yönetime bağlayarak olumsuzlukları giderebileceğini düşünen hükümet, 1883
yılında aynı amaçlar doğrultusunda "Menafi Sandıklarını kurmuştur.
Menafi Sandıkları'na geçilmesiyle, idare yeniden düzenlenmiş, kayıt ve
muhasebe işleri çağdaş ve ilmî esaslara uygun olarak yürütülmeye başlanmış
ve merkezî hükümetin doğrudan denetimine tabi tutulmuştur.
15 Ağustos 1888 tarihinde Menafi Sandıklan'nın yerine işlevlerini üstlenecek
modern finans kuruluşu olarak Ziraat Bankası resmen kurulmuş, o tarihte
faaliyette bulunan Menafi Sandıkları da banka şubelerine dönüştürülerek
faaliyete başlamıştır. Bu adımla birlikte, teşkilatlı tarımsal kredi
tarihimizde yeni bir dönem başlamıştır.
Ziraat Bankası'nın ilk kuruluşundaki görevleri ise;
1. Satılması mümkün olan gayrimenkul rehini ve kefalet karşılığında çiftçiye
kredi kullandırmak,
2. Faiz karşılığında para kabul etmek,
3. Ziraate ilişkin sarraflık ve aracılık işleri yapmak olarak belirlenmiş
|