| |
İMLÂ (YAZIM
) KURALLARI
Yazıda doğabilecek
karışıklıkların önüne geçmek, yanlış okumayı önlemek, okumayı ve anlamayı
kolaylaştırmak, herkesin aynı şekilde yazıp okumasını sağlamak için
belirlenmiş olan kurallara imlâ (yazım) kuralları denir.
Bu kurallardan birçoğu
aslında anlama ve telâffuza bağlıdır. Anlam ve telâffuz; akla, mantığa,
geleneğe, çoğunluğa vb.ne uyduğu takdirde -zaten yazıldığı gibi okunan ve
okunduğu gibi yazılan bir dil olan- Türkçenin imlâsı kolayca
halledilecektir.
1. Büyük ve Küçük Harflerin Kullanımı
Alfabemizde (Lâtin
alfabesi) her harfin bir büyük, bir de küçük şekli vardır. Yazıda yaygın
olarak küçük harf kullanılır. Ancak belirli yerlerde büyük harf
kullanılmalıdır.
Büyük harfle küçük harf arasında okunuş olarak fark olmasa da yazılış olarak
büyük farklar vardır.
Büyük ve küçük harflerin kullanımı ile ilgili
kurallar şunlardır:
] Her cümlenin ilk
kelimesi büyük harfle başlar. Büyük harfle başlamayan bir kelime dizisi,
öncesi yazılmamış ya da silinmiş bir cümle zannedilebilir.
“Bir gün, istiklâl ve
cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için, içinde
bulunacağın vaziyetin imkân ve şeraitini düşünmeyeceksin!”
“Ömür, yarınlara bağlanan
ümitlerle geçip gitmekte, gafilcesine kavgalarla, gürültülerle, didinmelerle
tükenip durmadadır. Sen aklını başına al da, ömrünü, şu içinde bulunduğun
bugün say.” (Mevlâna)
„ Noktayla, iki
noktayla, üç noktayla, soru ve ünlem işaretleriyle biten cümlelerden sonra
gelen cümleler büyük harfle başlar.
-Ah, bilsen biz senin
ıstırabını ne iyi anlıyoruz! Biz ki her şeyi görür ve anlarız. Düşün, bir
elbiseyle bir vücut arasındaki esrarlı rabıtayı düşün. O elbise ki terzinin
elinden vücudun basit hendesesine göre yapılmış mânasız bir kalıp hâlinde
çıkar ve sonra bir vücuda yapışıp onun bütün hareketleriyle yaşamaya
başlayınca ne hâle gelir, düşün! Başlangıçta hiçbir şey ifade etmeyen
elbiseler atılacağı güne kadar vücudun her hareketini saniyesi saniyesine
kaydeden korkunç bir hâfızadır. Birçok oturuş şekillerinin kabarttığı diz
kapaklarımızı düşün! Her duygunun hususi bir biçim verdiği omuzlarımızı
düşün! Kambur vaziyetlerinde nasıl arkaya toplandığımızı, bütün mafsal
yerlerinde nasıl halkalaştığımızı düşün! Vücudun sonsuz hareketleri içinde
bize düşmeyen pay hangisidir? Bunların içinde sefaletlerin, açlıkların,
ihtirasların, cinayetlerin, coşkunlukların, kahkahaların alnımıza çizdiği
hep hususî bir çizgi vardır. İnsanlar sanırlar ki, bizim üstümüzdeki her
çizgi, her intiba, bir diğer çizgi veya intiba ile silinir, hepsi birbirine
karışır, manasız bir halita olur ve sonunda biz eskimiş bulunuruz. Eskiriz,
fakat insanlardan evvel eskidiğimiz için onlardan daha ince ve hassas olan
biz, bütün çizgiler ve intibalarımızı hep birbirinin içinde saklarız. Bu
böyle bir halitadır ki, bunun düğümünü ele geçirebilen göz onu çözdükçe,
doğumumuzdan ölümümüze kadar bütün hayatımızı, zamanın atomları içinde
sıkıştırır ve bu korkunç, ah, bu korkunç hafıza küpü içinde, mazinin,
birbirinin üstünden akan küçük yılanlar hâlinde nasıl kaynaştığını görür.
Fakat o göz kimde vardır? Kimsede... Yalnız bizde... Biz, ki her şeyi görür
ve anlarız, seni görüyor ve anlıyoruz... Bize artık hikâyeni anlatma!... Ne
lüzum var? Biz onu biliyoruz. Ben sana kendi hikâyemi ne diye anlatayım? Sen
de onu bilirsin. Beni bir ölünün üstünden çıkardılar. Burada satın alacak
adam bekliyorum. Öbürü tıpkı benim gibi, bugün bir ölünün üstünden
çıkmadıysa yarın ikinci gün veya üçüncü gün çıkacak. Düşün, düşün, biz
insanlardan evvel eskidiğimiz hâlde kaç insan eskitiyoruz? Bizim
ıstırabımızı düşün! Biz vücutsuz kalan bir elbise miyiz, yoksa elbisesiz
kalmış bir ıstırabın vücudu mu? (Necip Fazıl, Eski Elbiselerin Hafızası)
Orhun Kitabesi’nde Türk
hakanı şöyle diyor: Türk Tanrısı, Türk milleti yok olmasın diye atalarımı
gönderdi ve beni gönderdi. Ben hakan olunca gündüz oturmadım, gece uyumadım.
(Ziya Gökalp, Türkçülüğün Esasları)
„Bu
işaretler asıl cümlenin içinde, yani iç cümlede ise sonraki kelime büyük
harfle başlamaz:
"Durun!" diye bağırdı
annem.
Bu kez çocuk, "Bu peri midir, melek mi?" diye düşünerek, öğretmene
hayranlıkla baktı.
„İki noktadan sonra cümle
gelmiyorsa, örnekler sıralanıyorsa bunlar büyük harfle başlamaz:
Bazı mastarlar kalıcı nesne adı
olmuşlardır: yemek, çakmak, dolma, dondurma, kavurma, buluş...
„Örneklerle başlayan cümleler de
büyük harfle başlar:
Bilgisayar, sinema,
tiyatro, internet, fotoğraf gibi hobiler, pahalılık yüzünden lüks gibi
görülmektedir.
„Cümle içerisinde başkasından
aktarılan ve tırnak içinde verilen cümleler de büyük harfle başlar:
Atatürk gençliğe
seslenirken ilk önce “Ey Türk gençliği! Birinci vazifen, Türk istiklâlini,
Türk cumhuriyetini, ilelebet, muhafaza ve müdafaa etmektir.” demektedir.
„Tırnak içinde verilen söz
tam bir cümle değilse veya cümlenin baş kısmı verilmemişse büyük harfle
başlamaz.
Nabi’nin “......... var içinde” redifli
gazeli açıklanacak.
„İki kısa çizgi veya iki
virgül arasında verilen ara sözler, ara cümleler, açıklama cümleleri büyük
harfle başlamaz.
Bu konuda kararlı olduktan
sonra –geç karar vermiş olsan da- başarıya ulaşırsın.
Başımın ağrısı yazları –sıcaklardan olmalı- daha da artar.
Kalıcı konutları bu yıl sonuna kadar –geçen seneki lâf- yetiştireceklermiş.
Çıkmamız gereken uygar milletler seviyesini –ki bu seviyeye hâlâ çok uzağız-
Mustafa Kemal hedef olarak göstermişti bize.
Bu işi 2000 sununa kadar bitireceklerini –inanılacak gibi değil-
söylüyorlar.
Bu adam, seni temin ederim, sahtekârın biridir.
Cihan yıkılsa, emin ol, bu cephe sarsılmaz.
„Rakamla başlayan
cümlelerde rakamdan sonra gelen kelime büyük harfle başlamaz.
1998 yılında ortaokulu bitirdim.
] Şiirde her mısra
(birkaç mısra bir cümle oluştursa da) büyük harfle başlar. Küçük harfle
başlatılmış bir mısraın ilk kelimesi veya kelimeleri silinmiş veya
yazılmamış zannedilebilir. Günümüz şiir kitaplarında bu kurala çoğunlukla
uyulmamaktadır:
...
Bir de baharlar bilirim,
Apartman odalarında büyüyen çocukların bilmediği bilemeyeceği.
Anadolu bozkırlarında
İstanbul'dan çıkıp, Diyarbekir'e doğru, tekerleri
Yamalı asfaltları bir ağustos susuzluğuyla içen
Cesur otobüs pencerelerinden
Bilinçsiz bas kaymasıyla görülen
Evrensen kadınların iki büklüm çapa yaptıkları tarla kenarlarında
Çıplak ayakları yumuşak topraklara batmış ırgat çocuklarının
Bir ellerinde bayat bir ekmeği kemirirken
Diğer ellerinde sarkan yemyeşil bir soğanla gelen.
] Bütün özel isimler (özel ismi
oluşturan her kelime ve onları niteleyen, tanıtan unvanlar) büyük harfle
başlar. Büyük harfle başlamazsa cins ismi zannedilebilirler:
„ Kişi adları ve soyadları, takma
adlar, kişi adlarından önce ve sonra gelen saygı sözleri, unvanlar ve meslek
adları, tarihî kişilerin adlarından önce gelen unvan ve lâkaplar büyük
harfle başlar:
Ali, Meltem, Mehmet, Meral,
Yasemin, Uğur, Barkın...
Binbaşı Ömer, Doktor Kenan, Mütercim Asım, Ankaralı Âşık Ömer...
Mustafa Kemal Atatürk, Mehmet Akif Ersoy, Nazım Hikmet Ran, Yavuz Bülent
Bakiler, Kâmuran İnan, Victor Hugo, Halil Cibran...
Nedim, Fuzulî, Bakî, Muhibbî (Kanuni), Demirtaş (Ziya Gökalp), Tarhan (Ömer
Seyfettin), Aka Gündüz (Hüseyin Avni, Eniz Avni), Kirpi (Refik Halit), Deli
Ozan (Faruk Nafiz), Halide Salih (Halide Edip), Server Bedi (Peyami Safa),
İrfan Kudret (Cahit Sıtkı), Mehmet Ali Sel (Orhan Veli)...
Sayın Kenan Evren, Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, Hamdi Bey, Mustafa
Efendi, Zeynep Hanım, Bay Ali Çiçekçi, Prof. Dr. Mehmet Kaplan, Doktor
Behçet Uz, Mareşal Fevzi Çakmak, Yüzbaşı Cengiz Topel...
Fatih Sultam Mehmet, Mimar Sinan, Yavuz Sultan Selim, Genç Osman, Deli
İbrahim, Avcı Mehmet, Nişancı Mehmet Paşa, Aslan Yürekli Richard, Deli Petro...
„Akrabalık adları bildiren
kelimeler büyük harfle başlamaz. Ancak akrabalık kelimeleri başta gelirse
büyük harfle başlar.
Fahriye abla, Ayşe teyze, Numan amca...
Nene Hatun, Baba Gündüz, Dayı Kemal...
„Resmî yazılarda saygı bildiren
sözlerden sonra gelen makam mevki, unvan bildiren kelimeler büyük harfle
başlar:
Sayın Bakan, Sayın Başkan, Sayın Profesör,
Sayın Vali...
„ Kurum, kuruluş, kurul, müessese,
makam, üniversite isimleri:
Türkiye Büyük Millet
Meclisi, Mamak Anadolu Lisesi, Yeşilay Derneği, Türk Dil Kurumu, Ege
Üniversitesi, Kars Valiliği, Mamak İlçe Millî Eğitim Müdürlüğü, Bakanlar
Kurulu, Emek İnşaat, Millî Kütüphane, Türk Ocağı...
„Kurum, merkez,
bakanlık, üniversite, fakülte, bölüm vb. ifade eden kelimelerden herhangi
biriyle belli ve özel bir kurum, kuruluş vb. kastedildiği zaman bu kelime
büyük harfle başlatılabilir:
Bu yıl Meclis yine boş, faydasız ve sadece
milletvekillerinin işine gelecek şeylerle uğraşacak gibi.
Son yıllarda Bakanlık, kendi elemanları aleyhine çalışmaya başladı.
„ Millet, kavim, boy, oymak, din,
mezhep isimleri ve bunlara mensup olanlara verilen isimler:
Türk, Türkler, Yunan, İngiliz, Çeçen,
Ruslar, Alman, Arap...
Oğuz, Kazak, Tatar, Özbek, Tacik...
Müslüman, Musevî, Hıristiyan...
Müslümanlık, İslâm, Musevîlik, Hıristiyanlık...
Şiilik, Budizm, Malikîlik, Hanefîlik...
Hanefî, Şafiî, Alevî, Budist, Katolik...
„Din ve mitoloji
kavramlarını karşılayan özel adlar büyük harfle başlar. Bazı dinî kavramlar
küçük harfle başlar. Tanrı kelimesi özel isim olarak kullanılmıyorsa küçük
harfle başlar:
Allah, Tanrı, Cebrail, Zeus, Kibele...
cennet, cehennem, uçmak, tamu, sırat köprüsü...
Eski Yunan tanrıları...
„ Dil ve lehçe isimleri:
Türkçe, Farsça, Fransızca, Macarca, Fince,
Tibetçe, Kırgızca, Özbekçe, Tatarca, Oğuzca...
„ İl, İlçe, Semt,
mahalle, cadde, bulvar, sokak, pasaj, çarşı, park isimleri (bunlarda geçen
tüm kelimeler) büyük harfle başlar:
Sivas, Ankara, İstanbul, Mamak, Yenişehir,
Şirinevler, Dikimevi, Atatürk Bulvarı, İvedik Caddesi, Gönül Sokak, Şaziyem
Pasajı, Kuyumcular Çarşısı, Güvenpark, Altınpark, Kuğulu Park...
„Saray, köşk, han,
kale, köprü, anıt vb yapı adlarına ait bütün kelimeler büyük harfle başlar:
Topkapı Sarayı, Çankaya Köşkü, Ankara
Kalesi, Galata Köprüsü, Atakule...
„ Devlet, ülke ve bölge isimleri:
Türkiye, Türkiye
Cumhuriyeti, Amerika Birleşik Devletleri, Afganistan, İran, Kuzey Kıbrıs
Türk Cumhuriyeti...
Batı Almanya, Batı Trakya, Güney Yemen, Doğu Avrupa, Doğu Anadolu Bölgesi,
İç Anadolu (Bölgesi), Ege, Marmara...
Not:
Yön bildiren kelimeler bir bölge veya ülke adından önce gelirse büyük, sonra
gelirse küçük yazılır.
Kuzey Kıbrıs’a tatile gittik.
Kıbrıs’ın kuzeyine tatile gittik.
Doğu Anadolu’nun coğrafyası...
Anadolu’nun doğusundaki dağlar...
„ Kıta isimleri:
Avrasya, Asya, Avrupa, Afrika, Amerika,
Antarktika, Arktika, Avustralya.
„ Deniz, okyanus, göl, akar su,
boğaz, geçit isimleri:
Akdeniz, Karadeniz, Manş Denizi, Büyük
Okyanus, Atlas Okyanusu
Van Gölü, Hazar Denizi, Beyşehir Gölü, Kızılırmak, Yeşilırmak, Sakarya,
Seyhan, Fırat, Nil, İstanbul Boğazı,Panama Geçidi, Süveyş Kanalı ...
„ Dağ, tepe, ova, yayla isimleri:
Elmadağ, Uludağ, Ağrı Dağı, Erciyes (dağı),
Everest Tepesi, Çukurova, Konya Ovası...
Dikkat!
“Çanakkale Boğazı, Gülek Geçidi, Haymana Ovası, Konya Ovası, Van Gölü,
Ağrı Dağı” gibi her iki harfi de büyük yazılan özel isimlere dikkat
edilirse, birinci kelimenin zaten il olarak mevcut olduğu; ikinci kelime
eklenince oluşan ismin o ile ait ama yeni ve özel bir varlığı karşıladığı
görülür. Yani iki kelime birden kastedilen varlığa aittir. Meselâ Çanakkale
Boğazı sadece Çanakkale kelimesiyle ifade edilemez.
Hâlbuki Hürriyet
gazetesi, Marmara denizi, Altay dağları, Nil nehri, Ankara şehri, Fırat
nehri, Erciyes dağı gibi örneklerde birinci kelime büyük, ikinci kelime
de küçük harfle başlamaktadır. Bunun sebebi bu kelimelere eklenen ikinci
kelimelerle yeni bir özel isim oluşturulmuş olmamasıdır. Hürriyet
zaten bir gazete adı; Nil zaten bir nehir adı; Ankara
zaten bir şehir adı; Erciyes zaten bir dağ adıdır. Erciyes dağı,
Erciyes kelimesi ile de ifade edilir.
„ Gezegen ve yıldız
adları büyük harfle başlar. Ancak dünya, güneş ve ay kelimeleri terim olarak
(astronomi ve coğrafya terimi) kullanılıyorsa özel isim olduğu için büyük;
diğer anlamlarında (gerçek, mecaz, yan, eş, deyim vb.) kullanılıyorsa cins
ismi olduğu için küçük harfle başlar:
Merih, Mars, Jüpiter, Venüs, Küçükayı,
Halley...
Ay’ın yakından çekilmiş fotoğrafları
insanlığı pek şaşırtmıştı.
Yazın Güneş ışınları Dünya’ya dik olarak gelir.
Türkiye’nin birçok yerinde insanlar Güneş tutulmasını seyretti.
Sabahtan beri dünya kadar yer dolaştık.
Şair sevgilisinin yüzünü aya benzetir. (ayın kendisine değil, görünüşüne)
„ Kitap, gazete,
mecmua, eser, kanun, tüzük, yönetmelik, yönerge, genelge isimleri büyük
harfle başlar. Bunlara dahil olmayan kelimeler küçük harfle başlar:
Tercüman (gazetesi), Zaman
(gazetesi); Nokta (dergisi), Aktüel (dergisi); Türk Dili (dergisi), Virgül;
Yaprak Dökümü, Semerkant; Resimli Türk Edebiyatı Tarihi, Türk Ansiklopedisi;
Halı Dokuyan Kızlar (tablosu), Düşünen Adam (heykeli), Medenî Kanun, Borçlar
Hukuku...
„ Hayvanlara takılan özel isimler:
Düldül, Sarıkız, Fino, Tekir, Karabaş,
Yumoş, Minnoş...
„Yer ve millet adlarıyla kurulan
birleşik kelimelerdeki özel adlar büyük harfle başlar.
Antep fıstığı, Brüksel lâhanası, Hindistan
cevizi, İngiliz anahtarı, Maraş dondurması, Van kedisi...
] Yazı başlıkları, konu adları
büyük harfle başlar:
İmlâ Kuralları, Dil Bilgisinin Bölümleri,
19. Yüzyılda Türk Edebiyatının Seyri...
] Gazete ve
dergiler konu başlıklarında sadece ilk kelimeyi büyük harfle başlatırlar:
Kamyon eve girdi, Büyük seçim yarın...
] Kitap, gazete,
dergi isimleriyle konu başlıklarındaki “ile, ve, de, ya da, ki”
bağlaçlarıyla soru ekinin küçük yazılması gerekir:
Başarmak ve Kazanmak, Türk
Dili ve Edebiyatı, Karga ile Tilki, Ya Devlet Başa ya Kuzgun Leşe, Ben de
Yazdım...
] Kitap, gazete,
dergi isimleri ve konu başlıkları -dikkat çekmek için- bütünüyle büyük
harfle yazılabilir. Bu durumda aralardaki “ile, ve, de, ya da, ki”
bağlaçlarıyla soru ekinin küçük yazılması gerekir:
Başarmak ve Kazanmak, Türk
dili ve edebiyatı, karga ile tilki...
(Başka bir bilgi: Yazı
başlıkları tamamen büyük harfle yazılmışsa, bağlaçlar da tamamen büyük
harfle yazılır. Başlıkların sadece baş harfleri büyük yazılmışsa, bağlaçlar
küçük harfle başlar.)
] Mektuplarda ve
resmî yazılarda hitapların ilk kelimeleri büyük harfle başlar:
Aziz kardeşim, Canın
anneciğim, Sevgili kardeşim Hakan...
] Ay ve gün adları,
belirli bir tarih belirttiğinde büyük; bunun dışında küçük harfle başlar:
Bu yıl 2 Eylül’de
döneceğiz.
15 Kasım 1999 Pazartesi günü konferans yapılacak.
Bu yıl temmuz sıcaklarında
kavrulduk.
Bu sokakta salı günleri pazar kurulur.
]Levhalar ve
açıklama yazıları büyük harfle başlar. Yazı birkaç kelimeden oluşuyorsa ilk
kelime büyük harfle başlar. Yazı rakamla başlamışsa ondan sonraki kelime
küçük harfle başlar.
Giriş, Çıkış, Müdür,
Müdüriyet, Vezne, Başkan, Doktor
Otobüs durağı, Şehirler arsı telefon...
III. kat, IV. sınıf, I. blok...
]Kurultay,
sempozyum, panel vb toplantıları bildiren özel adlar büyük harfle başlar:
Manas Bilgi Şöleni, Uluslar
Arası Türk Dili Kurultayı...
]Millî ve dinî
bayramlarla bayram niteliği kazanmış günler büyük harfle başlar. Ancak genel
nitelik arz edenler küçük harfle başlar:
Cumhuriyet Bayramı, Ramazan
Bayramı, Kurban Bayramı, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı, Nevruz
Bayramı, Anneler Günü, Öğretmenler Günü, Tıp Bayramı,
tiyatro günü, kitap haftası, film haftası, sağlık haftası, dil kurultayı.
] Çağ, dönem ve
tarihî olay adları büyük harfle başlar:
Cilâlı Taş Devri, İlk Çağ,
Millî Mücadele, Cumhuriyet Dönemi Türk Edebiyatı...
] Özel isimlerden türetilen
isim, sıfat ve fiiller büyük harfle başlar ve ekleri de kesme işareti ile
ayrılmaz. Bu özel isimler türetilen kelimenin içinde kalıyorsa büyük harfle
başlamaz:
Türkleşmek, İslâmlaşmak,
Türkolog, Darvinci, Sivaslı, Ankaralı, Türkçecilik, Avrupalı...
Panislâmizm, Panturanizm, Pantürkizm...
„Özel isim kendi
anlamı dışında yeni bir anlam kazanmışsa küçük harfle başlar. Müzik
terimleri için de bu geçerlidir:
acem, acemi, hicaz,
nihavent, amper, jul, allahlık, donkişotluk...
acembuselik, acemaşiran, bayatî, hicazkâr, türkü, varsağı...
2. Kısaltmaların Yazımı
Kısaltma; bir
kelime, terim veya özel adın içerdiği harflerden biri veya birkaçı ile daha
kısa olarak ifade edilmesi ve sembolleştirilmesidir. Yapılan kısaltmaların
benimsenmesi, yaygınlaşması ve herkes tarafından anlaşılması gerekir.
AA, AB, ABD, age., AGİK,
AIDS, aids, AKM, Alb., Alm., anat., AOÇ, AP, APS, Apt., Ar., Ar. Gör., ark.,
Asb., ASELSAN, Asist., ASKİ, AŞTİ, AT, Atğm., ATO, AÜ, AÜ, AÜ, Av., B
(batı), B. (bay), bağ., BAĞ-KUR, BBC, BCG, BDT, bk. (bakınız), BM, Bn.
(bayan), BOTAŞ, Bşk., C. (cilt), DGM, dm, EKG, ed. (edebiyat), FIFA, Fr., g,
GAP, gr, HABITAT, Hz., İETT, KBB, km, l, m, Mah., MKE, No. veya Nu., öl., sn
(saniye), TIR, TL, yy., zool.
„ Kurum, kuruluş,
müessese, makam, üniversite adlarının kısaltmalarında bütün harfler
büyüktür. Harfler arasına nokta koymaya gerek yoktur.
TRT, TBMM, İTÜ, DSİ, TDK,
TTK, MEB, AÜ DTCF, DAÜ, D, B, K, G, KB, GB, KD, GD (son sekizi yön adı)
Bu
kısaltmalardan sonra gelen çekim ekleri kesme ile ayrılır. Ekler son harfin
okunuşuna göre belirlenir; kelimenin uzun şeklinin okunuşuna göre değil:
MEB’e, TBMM’nin, DTCD’ne
değil DTCF’ye, İTÜ’nden değil İTÜ’den
]Bazı kısaltmalar
da kelime gibi oluşturulmuştur.
ASELSAN, BOTAŞ, İLESAM,
SEKA, TÖMER, TEDAŞ
Bunlara getirilen ekler de
düz okunuşa göre belirlenir:
ASELSAN’da, BOTAŞ’a,
İLESAM’ın, SEKA’nın, TÖMER’den, TEDAŞ’ta
]Nokta
kullanılan kısaltmalar da vardır. Bunlardan sonra getirilen ekler kesmeyle
ayrılmaz:
K.K.K., M.Ö., M.S., P.K.,
T.C.
„ Özel isim veya
unvan olan bir kelime birkaç harfle kısaltılıyorsa yalnız ilk harf büyük
yazılır.
Prof., İst., Doç., Dr.,
Av., Alb., Gen.
Alm. (Almanca), İng., Kocatepe Mah., Güniz Sok.
Bu
kısaltmalara ek getirilirken kelimenin uzun şeklinin okunuşu esas alınır;
ekler kesmeyle ayrılmaz:
İst.da, Alm.yı, İng.ye
„ Özel isim olmayan
kelimelerin kısaltması küçük harfle başlar.
C. (cilt), s. (sayfa), bkz.(bakınız),
vb. (ve benzeri), vs. (ve saire), is. (isim), sf. (sıfat), hz. (hazırlayan),
çev. (çeviren), ed. (edebiyat), fiz. (fizik), kim. (kimya)
Bu
kısaltmalara ek getirilirken kelimenin uzun şeklinin okunuşu esas alınır;
ekler kesmeyle ayrılmaz:
vb.leri, vs.den, is.ler, sf.lar,
hz.da, çev.e, ed.ı, fiz.le, kim.da
„Elementlerin ve ölçülerin kısaltmalarında nokta kullanılmaz:
C, Ca, Fe, m, mm, cm, km,
g, kg, l, mg...
Bu kısaltmalara ek
getirilirken kelimenin uzun şeklinin okunuşu esas alınır; ekler nokta
kullanılmadığı için kesmeyle ayrılır:
m’ye, mm’de, cm’yi, km’ye,
g’dan, kg’dan, l’de, mg’ı
„Sert
sessizle biten kısaltmalara ünlüyle başlayan ek getirildiğinde okunuşta
sondaki sert ünsüz yumuşamaz:
AGİK’in (agiğin değil
agikin), TÜBİTAK’a (tübitağa değil tübitaka)
Ancak “birlik”
kelimesiyle kurulan kısaltmalarda yumuşama görülür:
ÇUKOBİRLİK’e (çukobirliğe)
3. Ek-Fiilin Yazımı
Ek-fiil isimlerin yüklem
olmasını sağlayan ektir..
a. Ek-fiil (imek
fiili) eklendiği kelimeye bitişik de yazılabilir ondan ayrı da... Ama
genellikle bitiştirilir. Ayrı yazıldığı zaman ünlü uyumlarına uyup
uymadığına bakılmaz. Bitişik yazılan ek-fiil “büyük ve küçük ünlü uyumu”
kurallarına uyar.
1. Sessiz harfle
biten kelimeye bitiştiriliyorsa, başındaki “i” düşer:
rahatsız
idim›rahatsızdım,
çocuk ise›çocuksa,
Serkan imiş›Serkan’mış,
koşar iken›koşarken
Suçlanan ben imişim›benmişim
Biz imişiz›bizmişiz
Meğer sen ne çalışkan imişsin›çalışkanmışsın
Çalışkan imişsiniz›çalışkanmışsınız
Adam yirmi yıldır evine hasret imiş›hasretmiş
2. Sesli harfle
biten kelimeye bitiştiriliyorsa, başındaki “i” düşer ve yerine “y”
kaynaştırma harfi gelir:
Bir güzelin hayranı
i-di-m›hayranıydım, hayranı idik›hayranıydık
Zeki idi›zekiydi
Ali imiş›Ali’ymiş,
Hasta ise›hastaysa,
Nöbetçi iken›nöbetçiyken,
Merhametli imişler›merhametliymişler
Merhametliler imiş›merhametlilermiş
b. Fiillere
getirildiğinde onların birleşik zamanlı çekimlerini yapmayı sağlayan ek-fiil
bitişik de ayrı da yazılabilir:
çalışmış
i-di-k›çalışmıştık
okuyor i-se›okuyorsa
okuyor i-miş-ler/okuyorlar imiş›okuyorlarmış
4. “ile” Edatının (Hem
edat, hem bağlaç)Yazımı
Edat ve bağlaç olarak kullanılır.
Yazılışları bakımından aralarında fark yoktur.
Bu kelime kendinden önceki kelimeye bitişik de
yazılabilir, ondan ayrı da...
Bitişik yazılan “ile”
kelimesi “büyük ve küçük ünlü uyumu” kurallarına uyar. Ayrı yazıldığında
ünlü uyum kuralları aranmaz:
arabası ile›arabasıyla, konu ile›konuyla,
annem ile babam›annemle babam
Ünlüyle biten kelimelere
bitiştirildiğinde, baştaki “i” ünlüsü düşer ve yerine “y” kaynaştırma harfi
gelir:
Bora ile›Bora’yla, sopa ile›sopayla, dava
ile›davayla, arkadaşı ile›arkadaşıyla, dolayısı ile›dolayısıyla...
Ünsüzle biten kelimelere
bitiştirildiğinde, sadece baştaki “i” ünlüsü düşer, büyük ünlü uyumuna göre
“la” veya “le” şeklinde kullanılır.
Murat ile›Murat’la, cam ile›camla, deve
ile›deveyle...
5. “mi” Soru Ekinin Yazımı
Hem isimlere hem de fiillere getirilen bir
çekim ekidir.
„ “-mİ”, kendinden önceki kelimden
her zaman ayrı (bir kelime gibi) yazılır:
Gelecek miydin? (fiile)
Sen misin? (isme)
Geldi mi?, okuyor mu?, onlar mı?, özgün mü?...
Sen burada mısın?
Bizi duyuyor musunuz?
İzmir mi yoksa İstanbul mu daha güzel?
Ağlasam sesimi duyar mısınız mısralarımda?
„ Eklendiği kelimenin son sesine,
dolayısıyla büyük ve küçük sesli uyumu kurallarına uyar:
Salı mı? Sen mi? O
mu? Ölü mü?
„ Soru ekinden sonra gelen
ekler kendisine bitişik yazılır.
Seni çağıran bu çocuk muydu?
„ Soru anlamı vermediği zamanlarda
da ayrı yazılır.
Yağmur yağdı mı dışarı çıkmak
isterim.
Güzel mi güzel bir evi var.
6. “dE” Bağlaının ve “-dE” Hâl Ekinin
Yazımı
“de” bağlacı ve “de” eki birbirinden
kolayca ayırt edilebilir. Aşağıda, dikkat edilmesi gereken noktalar da
verilmiştir.
a. “dE” Bağlacı
Her zaman kendinden önceki
ve sonraki kelimelerden ayrı ve “de, da” şeklinde yazılır; bitiştirilmez,
“te, ta” şeklinde yazılmaz.
“ya” ile birlikte kullanıldığında da ayrı
yazılır: “ya da”
İsimlerden sonra da kullanılabilir, fiillerden sonra da.
Kelimenin son hecesine
kalınlık-incelik bakımından uyar. Ama ünsüz uyumuna bağlı değildir, yani –te,
-ta şekilleri yoktur.
Gölgende ban da bana da yer ver.
Ateşten kızaran bir gül arar da
Gezer bağdan bağa çoban çeşmesi.
Bu soruyu Ali de mi bildi?
Sorsan da söylemem.
Çalış da çalış...
Büyüyecek de bana bakacak.
Çalışıp da kazanacaksın.
Alacak ya da almayacak.
b. “-dE” Hâl Eki
İsim çekim eklerindendir.
İsmin bulunma hâlini yapan hâl ekidir.
Yer ve zaman bildirir.
Sesli uyumlarına uyar.
“dE” bağlacının yalnız “de”, “da” biçimleri varken; “-dE” hâl ekinin
“-de”, “-da”, “-te”, “-ta” biçimleri vardır. Bunun sebebi ekin bitişik
yazılıyor olmasıdır.
Yapım eki olarak da kullanılabilir:
Eski İstanbul'da ne güzel
günler yaşanmış.
Saat yedide mi gelecekmiş?
Her şey yerli yerinde.
Suyu bir yudumda içti.
Siz ayakta kaldınız.
Çamaşırları elde yıkıyormuş.
Yılda yirmi gün izni var.
Yüzde yetmiş başarı vardı.
Ayda yılda bir uğrar oldu.
Elde avuçta ne varsa bitti.
Parmak kalınlığında yaprakları var.
Peyami Safa'nın "Sözde Kızlar"ını okudun
mu?
7. “ki” Bağlacının, “-ki” İlgi Zamirinin
ve “-ki” Yapım Ekinin Yazımı
Aşağıda bu bağlacın ve iki ekin birbirinden
ayırt edilmesi için dikkat edilmesi gereken noktalar da verilmiştir.
a. “ki” Bağlacı
Sadece “ki” biçimi vardır.
Kendinden önceki ve sonraki kelimelerden ayrı yazılır.
Türkçe değil, Farsça bir bağlaçtır ve Türkçe cümle yapısına aykırı olarak
kullanılır.
“ki” ile başlayan bir ara cümle asıl cümlenin içinde kısa çizgiler arasında
verilebilir:
Bu ezanlar -ki şahadetleri dinin temeli-
Yağmur yağmadı ki mantarlar ortaya çıksın.
Atatürk diyor ki: ...
Bir şey biliyor ki konuşuyor.
Ben ki hep sizin için çalıştım.
Sınavı kazanabilir miyim ki...
Baktım ki gitmiş.
Ancak bu bağlaç birkaç örnekte kalıplaşarak
bitişik yazılmaktadır.
belki, çünkü (ünlü uyumuna girmiş),
hâlbuki, mademki, meğerki, oysaki, sanki.
b. “-ki” İlgi Zamiri
Ek hâlindeki tek zamirdir.
Eklendiği kelimeye -ki sadece isim tamlamasında tamlayana eklenir- bitişik
yazılır ve bir ismin (tamlananın) yerini tutar.
Büyük ve küçük ünlü kurallarına uymaz; sadece –ki şekli vardır:
senin kalemin›seninki, Ali’nin
eli›Ali’ninki, onun düşüncesi›onunki...
c. “-ki” Yapım Eki
İsimlere eklenerek yer ve
zaman bildiren sıfatlar türeten ektir.
Zaman bildiren kelimelerin sonuna doğrudan eklenirken, yer bildiren sıfatlar
türetirken
“-dE” hâl ekiyle birlikte kullanılır.
Sadece –ki ve az da olsa –kü şekilleri vardır:
bu yılki sınav, yarınki maç, dünkü film,
bugünkü aklım...
masadaki kitaplar, duvardaki saat, evdeki hesap...
8. Birleşik Kelimelerin Yazımı
a. Bitişik Yazılan Birleşik Kelimeler
b. Ayrı Yazılan Birleşik Kelimeler
9. İkilemelerin Yazımı
İkilemeler genellikle ayrı yazılır.
Araya hiçbir noktalama işareti de konmaz.
Anlata anlata, ev bark, çoluk çocuk, ufak
tefek,
Eş dost yüzümüze gülmez mi?
O adam hatır gönül dinlemez.
Bu zamanda ev bark edinmek zor.
Delikanlıda boy pos yerinde.
Marangoz eğri büğrü tahtaları rendeledi.
Bu adamın neyin nesi olduğunu bilen yok.
O kadar üzülme, beterin beteri var.
Yıllar yılı dost bildiğin insanlar hani?
Boşu boşuna herkesi telâşlandırdın.
Meydandaki kalabalığı görünce coştu da coştu.
Bitişik yazılan ikilemeler de
vardır:
cırcır (böceği), cızbız, civciv, çıtçıt,
dırdır, fırfır, fısfıs, hımhım, hoşbeş, şıpşıp (terlik), yüzgöz (olmak)...
darmadağınık, darmaduman, karmakarışık.
10. Sayıların Yazımı
Sayılar rakamla yazılabildikleri gibi
harfle de yazılabilir.
]Küçük sayılar, yüz ile bin
sayıları ve daha çok edebî karakter taşıyan metinlerde geçen sayılar harfle
gösterilir.
İki hafta sonra, haftanın beşinci günü, üç
ayda bir, dört kardeş, üçüncü sınıf, yüz yıllık tarih, bin yıldan beri...
Yaş otuz beş, yolun yarısı eder.
]Buna karşılık
saat, para tutarı, ölçü, istatistik verilere ilişkin sayılar ile büyük
sayılarda rakam kullanılır.
Öğleden sonra saat 17.30’da, 1.500.000
lira, 25 kilometre, 150 kg, 15 metre kumaş, 60.000.000.000 insan...
Saat ve dakikaların metin içinde
harfle yazılması da mümkündür.
Saat dokuzda, dokuzu beş geçe, yediye
çeyrek kala, sekizi on dakika üç saniye geçe, meselâ saat onda...
]Sayılar daha çok Arap rakamlarıyla
gösterilir:
25, 150, 15.000...
Romen rakamları,
yüzyıllarda, hükümdar adlarında, kitap ve dergi ciltlerinde ve kitapların
asıl bölümlerinden önceki sayfaların numaralandırılmasında kullanılır. Bu
tür örneklerde Arap rakamlarının (harflerinin değil) kullanılması da
mümkündür. Hükümdar adlarında kullanılan rakamlar hükümdarın adından önce
gelir.
XX. yüzyıl, III. Selim, XIV. Louis, V. Karl,
I. Cilt...
]Rakamlardan sonra getirilen ekler
kesme işareti (‘) ile ayrılır:
Saat 10.30’da, 1972’de, 2000’den, 12’nci...
]Sıra sayıları harfle de
gösterilebilir, rakamla da:
beşinci, yirmi ikinci...
Rakamlardan sonra, sıra belirtmek
üzere nokta da kullanılabilir, “-ncİ” eki de:
16., 20., XXI., 16’ncı, 121’inci,
110’uncu...
]Üleştirme sayıları harfle
gösterilir:
ikişer, yedişer, dokuzar, üçer üçer, onar
onar, ellişer bin lira, yüz yirmi yedişer milyon...
]Beş ve beşten çok rakamlı sayılar
sondan sayılmak üzere üçlü gruplara ayrılarak yazılır. Gruplar arasına nokta
da konabilir:
22 605, 111 548 600,
22.605, 111.548.600
]Sayılarda kesirler virgülle
ayrılır:
15,2 5,26
]Harflerle yazılan birden fazla
sayının her biri ayrı yazılır.
Yüz yirmi beş milyon, on altı, yedi yüz
iki,
Ancak para ile ilgili işlem ve
belgelerde (senet, çek vb.) harflerle yazılan sayıların tamamı, aralarına
sonradan başka harfler konmasın diye birbirine bitişik yazılır:
onbirmilyonyediyüzaltmışikibindokuzyüzkırkaltı
11. Tarihlerin Yazımı
a.
Tarihler zaman birimi olarak en kısadan en uzuna doğru
sıralanır: gg.aa.yyyy:
30 Haziran 1998
30.06.1998
30/06/1998
b.
Gün, ay, yıl rakamlarının arasına nokta ya da eğik çizgi
konur:
11.12.1999=11/12/1999
c.
Tarihlerde aylar harfle de rakamla da yazılabilir. Ayların
adı harfle yazılırsa gün, ay ve yıl arasına işaret konmaz:
2 Eylül 2000=02.09.2000
12. Pekiştirmeli Kelimelerin Yazımı
Pekiştirme sıfatları ve
zarfları bitişik yazılır:
dümdüz, sapsarı, mosmor, kapkara, apaçık, tertemiz, çepeçevre, sapasağlam,
darmadağınık, yapayalnız, çırılçıplak, çepeçevre
13. Düzeltme İşaretinin Kullanımı
Düzeltme işareti Türkçe
olmayan kelimelerde kullanılan bir işarettir. Bu işaret hem uzatma hem de
inceltme görevinde kullanılır. İnceltme görevi sadece “g, k, l” ünsüzleri
için; uzatma görevi de “a, i ve u” ünsüzleri için söz konusudur.
a. İnceltme görevi
„Bazı yabancı
kelimelerde -Türkçede kalın ünlülerle birlikte kullanılmayan- ince ünsüzler
(g, k, l) vardır. Bu ünsüzlerin ince olduğunu, yani ince okunmaları
gerektiğini kendilerinden hemen sonra gelen kalın ünlülerin (a, u) üzerine
düzeltme işreti koyarak anlarız. Bu ünsüzlerin ince okunmasının gereği
asıllarının öyle oluşu; amacı da yanlış anlam çıkarılmasını engellemektir:
dergâh, gâvur, ordugâh, tezgâh, yadigâr,
rüzgâr, yegâne
bekâr, dükkân, hikâye, kâfir, kâğıt, kâr, kâtip, mekân
mahkûm, mezkûr, sükûn, sükût,
ahlâk, evlât, felâket, hâlâ, hilâl, ilâç, ilân, ilâve, iflâs, ihtilâl,
istiklâl, kelâm, lâkin, lâle, lâzım, mahlâs, selâm, sülâle, telâş, villâ,
vilâyet
billûr, üslûp, velût
Batı dillerinden alınan kelimelerde
de durum böyledir.
plâj, plân, plâk, klâsik, lâhana, lâik (a
kısa okunur) , lâmba, Lâtin, melânkoli, reklâm...
Ses yansımalı kelimeler için de
aynı kural geçerlidir.
lâklâk, lâpa lâpa, lâp lâp, lâkırdı,
lâppadak...
Eğer bu kelimelerden bazılarında
düzeltme işareti kullanılmazsa aynı harflerle yazılan başka kelimelerle
karıştırılabilir ve yanlış anlamalara yol açılabilir ki bu kelimelerin
anlamları çok farklıdır:
Hâlâ il hala
Kâr ile kar
b. Uzatma görevi
Türkçede uzun ünlü yoktur.
Arapça ve farsçadan alınan ve uzun ünlü barındıran kelimelerde uzun ünlünün
üstüne gerektiğinde düzeltme işareti konur.
Düzeltme işaretinin üç
türlü uzatma görevi vardır:
Birincisi:
Düzeltme işaretinin bu görevi uzun ünlüleri göstererek yine aynı harflerle
yazılan kelimelerin birbirinden ayırt edilmelerini sağlamaktır. Eğer bu
kelimelerde düzeltme işareti kullanılmazsa aynı harflerle yazılan başka
kelimelerle karıştırılabilir ve yanlış anlamalara yol açılabilir ki bu
kelimelerin anlamları çok farklıdır. Zaten bu kelimelerin hepsinin aynı
harflerle, hem kısa hem de uzun ünlülerle yazılan şekilleri vardır:
Âdet : gelenek,
alışkanlık adet : sayı
Yâr : sevgili yar : uçurum
Âlem : dünya, evren alem : bayrak
Şûra : danışma kurulu şura : şu yer
Hâlâ : şimdi hala : babanın kız
kardesi
“âciz, âdem, âdet, âkit,
âlâ, âlem, âli, âlim, âmâ, âmin, âşık, âyan, bâtın, dâhi, dâhil, dâr, fâni,
hâdis, hâk, hâkim, hâl, hâlâ, hâsıl, hâşâ, hayâ, mâni, nâkil, nâr, nâzım,
rahîm, sâdır, sâri, şâhıs, sûra, tâbi, vâkıf, vâris, vâsi, yâd, yâr”
Not:
”katil” (öldürme) ve “katil” (öldüren) kelimeleri
aynı şekilde yazıldıkları ve birbirine karıştırılma ihtimali olduğu hâlde,
öldüren anlamındaki “katil” kelimesindeki uzun a, düzeltme işareti olmadan
kullanılır. Bunun sebebi, düzeltme işareti kullanıldığında “k”nin ince (ke)
telâffuz edilebileceği endişesidir. Aynı endişe gasıp, kaide, kail, kadir,
kelimeleri için de geçerlidir. Bu kelimelerin hangi anlamda kullanıldığı,
telâffuzdan ve cümlenin anlamından çıkarılabilir.
İkincisi:
Arapça kelimeleri sıfat yapan ve yine Arapça
bir ek olan nispet “i”sini belirtme hâl ekinden ve iyelik
ekinden ayırt etmek için bu “i”nin üzerine konur. Bu harfin üzerinde
kullanılmasının gereği aslının öyle oluşu; amacı da yanlış anlam
çıkarılmasını engellemektir:
Abbasî, adlî, anî, adî,
ailevî, an’anevî, askerî, bedenî, dünyevî, cevabî, edebî, ebedî, fizikî,
garbî, hakikî, ırkî, ilmî, irsî, kalbî, mahallî, nebatî, örfî, ruhî, sun’î,
şarkî, tarihî, ulvî, ümmî, vasatî, yabanî, zihnî...
Söyleyişte
kısa olan nispet “i”lerine düzeltme işareti konmaz. Çünkü bunlardaki “i”ler
çekim ekiyle karıştırılmaz.
çengi, çini, tiryaki,
zenci, Kutsi, Necmi, Ruhi...
Bazı Türkçe
kelimelerde de nispet “i”si bulunabilir. Bu kelimelerde ikinci heceler de
uzun okunur.
altunî, bayatî, gümüşî,
kurşunî...
Türkü, varsağı,
Hüsnü, Lütfü, kırmızı gibi kelimelerde nispet
“i”si ünlü uyumlarına uymuştur.
Nispet “i”si alan
kelimelere ek getirildiğinde düzeltme işareti olduğu gibi kalır.
ciddîleşmek, resmîlik,
millîlik, mahallîleşme...
Eğer bu
kelimelerdeki nispet “i”lerinin üzerine düzeltme işareti konmazsa belirtme
hâl ekiyle veya iyelik ekiyle karıştırılabilir:
(Türk) askeri,
askeri gördüm, askerî elbise
(Türk) tarihi, tarihi bilirim, tarihî eserler
(onun) zihni zihni geliştirir zihnî meseleler
Üçüncüsü:
Aynı harflerle yazılan, fakat hem farklı
dillerden olan hem de işlevleri ve okunuşları farklı olan “bi”leri ayırt
etmek için kullanılır. Farsça olan ve yokluk anlamı veren “bî” ön ekinde
kullanılır; bu ön ekin “ile” anlamı veren Arapça “bi” ön ekinden ayırt
edilmesi sağlanır:
bîçare, bîvefa, bîtaraf;
bihakkın, bizatihi, bilumum...
14. İki Şekilde
Yazılabilen Kelimeler
Bazı kelimelerin
söylenişinde “ğ”nin “v”ye dönüştüğü görülür. Bunları iki şekilde yazılması
ve okunması doğrudur.
döğmek›dövmek; göğermek›gövermek;
oğmak›ovmak; öğmek›övmek; söğmek›sövmek, öğün›övün...
Söyleyişte ğ›v değişimi
görülen bu kelimeleri “v”li yazmak daha uygundur.
15. Yabancı Kelimelerde Büyük “i”nin
Yazımı
Lâtin harflerini kullanan
yabancı milletlerin yazı sistemlerinde büyük “i harfi noktasız yazılır.
Ibsen, Indiana... Türkçe metinlerde de bu isimler bu şekilde yazılır.
Ancak bu isimler sözlüklerde “i” sırasında yer alır.
16. Ses Değişikliği Görülen Bazı
Kelimelerin Yazımı
„Ünlü daralması görülen Türkçe
kelimeler:
söyle-yor›söylüyor,
anla-yor›anlıyor,
yaşa-yor›yaşıyor,
de-yor›diyor
de-e›diye
de-en›diyen,
de-e-lim›diyelim,
ye-en›yiyen,
ye-ince›yiyince,
ye-ecek›yiyecek,
kork-ma-yor›korkmuyor,
gel-me-yor›gelmiyor...
Birden çok heceli olan
kelimelerde de sadece söyleyişte daralma vardır,
atlayarak (›atlıyarak), başlayan (›başlıyan), yaşayacak (¦yaşıyacak),
atlamayalım (¦atlamıyalım), gelmeyen (¦gelmiyen), gizleyeli (¦gizliyeli)...
„Ünlü düşmesi olan kelimeler:
ağız›ağzı, burun›burnu, koyun (bağır,
döş)›koynuna, alın›alnı,
oğul›oğlu, gönül›gönlüm, beniz,›benzi, ömür›ömrüm, cürüm›cürmü,
hüküm›hükmü, fikir›fikri...
ileri-le-mek›ilerlemek, koku-la-mak›koklamak,
kavuş-ak›kavşak, uyu›uyku, devir-›devril-...
nerede›nerde, burada›burda, şurada›şurda...
kayıp›kaybolmak, emir›emretmek,
keşif›keşfetmek, sabır›sabretmek...
gönülden gönüle, ağıza,
buruna, babadan oğula örneklerindeki gibi ekte
geniş ünlü varsa hece düşmesi olmayabilir.
oyunu, koyunu
vb. hece düşmesi olmayan kelimelerdir.
Özel isimlerde –hâliyle-
hece düşmesi olmaz:
Gönül’e, Ömür’ü...
„ Ünsüz türemesi görülen kelimeler:
aff›af›affetmek, affı
hiss›his›hissetmek, hissi
zann›zan›zannetmek ,zannı
redd›ret›reddetmek, reddi
şıkk›şık›şıkkı,
zemm›zem›zemmetmek,
hall›hal›halli, halletmek...
fiat›fiyat, faide›fayda, zaif›zayıf,
repertuar›repertuvar, lâboratuar›lâboratuvar,
konservatuar›konservatuvar, tual›tuval, tualet›tuvalet...
Bu kelimelere benzeyip de ünsüz
türemesi görülmeyen kelimeler:
Duayen, fail, faiz, fuar, fuaye, kuaför,
lâik, puan, suare...
„ Ünsüz düşmesi görülen
kelimeler:
Türkçede ikiz ünsüz bulunmaz. Bu yüzden Arapçadan dilimize geçmiş olan ve
sonunda ikiz ünsüz bulunduran kelimeler yalın durumunda kullanıldığında
ünsüzlerden biri düşer.
hakk›hak, redd›ret, hiss›his, zann›zan,
zemm›zem, hall›hal, şıkk›şık, afv›af...
Alıntı kelimelerden ft, st ünsüz
çiftleriyle bitenlerin bir kısmında t sesi söyleyişte düşme eğilimi gösterse
de yazıda korunur.
çift, rast, serbest...
Farsça “hane” kelimesiyle yapılan
birleşik kelimelerde “ha” hecesi korunmalıdır.
Hastahane, pastahane, postahane,
muayenehane, yazıhane, sarphane, dökümhane, yatakhane, yemekhane, dershane,
eczahane...
Fransızca’dan dilimize girmiş olan sürpriz
kelimesindeki r, yazıda da konuşmada da korunur.
„ n›m değişimi görülen kelimeler:
Türkçe veya yabancı kelimelerde b’den önce
gelen n sesi m’ye dönüşebilmektedir.
saklanbaç›saklambaç, dolanbaç›dolambaç,
anbar›ambar, canbaz›cambaz, anber›amber, çeharşenbe›çarşamba, pencşenbe›perşembe,
çenber›çember, sünbül›sümbül, penbe›pembe, tenbel›tembel, menba›memba...
İstanbul, Safranbolu, Zeytinburnu,
düzenbaz, sonbahar, bin bir, binbaşı, onbaşı gibi
kelimelerde söyleyişte m’ye doğru bir kayma olmasına rağmen yazda yine “n”
olarak korunur.
„ i›ı dönüşümü görülen bazı Arapça
kelimeler. Bunlarda “k” sesi daima kalın okunur.
inkılâp, inkıyat...
„ b›p değişmesine uğratılan Arapça
kelimeler:
“s”den sonra gelen “b”, “p”ye dönüşür.
nispet, ispat, kispet, müspet, naspetmek,
tespit, tespih...
“s”den sonra gelmeyen “b”ler ise olduğu
gibi kalır.
Makbul, ikbal, tatbik, teşbih...
„ c›ç değişmesi görülen ve
görülmeyen Arapça kelimeler:
eçhel, içtihat, içtimaî, meçhul...
mescit, tescil, teşci...
„ d›t değişmesi görülen yabancı
kelimeler
Farsça “-dar” soneki bulunduran kelimelerde
d, t’ye dönüşür.
emektar, minnettar, silâhtar, taraftar...
Bazı Arapça kelimeler:
metfun, methal, methiye, tetkik...
Bazı Arapça kelimelerde “d” korunmuştur:
takdim, takdir (taktir farklı anlamdadır),
takdis, tasdik, tekdir...
„ “din” kelimesiyle kurulmuş Arapça
isimler:
Seyfettin, Necmettin, Hayrettin...
„ “abd” kelimesiyle
kurulmuş olan ve “u”lu veya “ü”lü kullanılan Arapça isimler:
Abdullah, Abdurrahman...
Abdülkadir, Abdülkerim, Abdülaziz, Abdülhamit, Abdüsselâm...
17. Hem Ayrı Hem Bitişik Yazılabilen Ekler
Ek-fiilin çekimleri olan
“iken, ile, ise” kelimeleri kendinden önceki kelimeden ayrı yazılır. Ama
bunların bitişik yazılış şekilleri de vardır: -ken, -le, -se. Bitişik
yazılırken araya kaynaştırma harfi de girebilir.
Ama bu eklerden sadece “–ken”,
hiçbir zaman ünlü uyumlarına uymaz; her kelimeden sonra “iken” ya da “–ken”
olarak yazılır.
Alır iken›alırken, okulda
iken›okuldayken,
gelenler ile›gelenlerle, Ali ile›Ali’yle, çanta ile›çantayla
olacak ise›olacaksa, okumalı ise›okumalıysa...
18. Ünlü Uyumlarına Aykırı Olan Eklerin
Yazımı
„-yor
(şimdiki zaman eki): Sadece –yor şeklinde yazılır, ünlü uyumlarına
aykırıdır.
geliyor, biliyor, istiyor, gizliyor...
„-ken
(zarf-fiil eki): Ünlü uyumlarına aykırıdır. Sadece –ken şeklinde yazılır.
alırken, koşarken, bakarken...
„-leyin
(isimden zarf yapan ek): Ünlü uyumlarına aykırıdır.
sabahleyin, akşamleyin
„-(İ)mtırak
(sıfattan sıfat yapan ek):
yeşilimtırak, mavimtırak, ekşimtırak...
„-ki
(Aitlik eki, ilgi zamiri ve sıfat yapan ek): “bugünkü, dünkü, öbürkü”
kelimeleri hariç –ki eki ünlü uyumlarına aykırıdır; -ki şeklinde yazılır ve
okunur.
onunki, yukarıdaki, akşamki...
„-Taş
(isimden isim yapan ek):
meslektaş, ülküdaş...
„-gil
(aile bildirir):
halamgil, dayımgil, baklagiller...
19. Alıntı Kelimelerde Kesme İşaretinin
Kullanılması Kullanılmaması
Bazı Arapça
kelimeler gırtlak ünsüzü taşıdıkları, Türkçede de bu özelliği anlaşılacak
şekilde telâffuz edildiği için kesme işreti barındırırlar:
“an’ane, an’anevî, bid’at,
cür’et, cür’etkâr, cüz’î, iz’an, kat’î, kat’iyen, kat’iyet, kıt’a, kur’a,
Kur’an, mel’un, mes’ul, mes’uliyet, mes’ut, meş’ale, sun’î, sür’at, şer’î,
vak’a.”
Alıntı olup da
kesmesiz kullanılan bu yapıda kelimeler de vardır.
defa, defetmek, heyet,
menetmek, mesele, neşe, neşet, sanat...
Aşağıdaki
kelimelere iyelik ekinin getirilmesi, aslında kelimenin sonunda bulunup da
dilimizde eriyen gırtlak ünsüzünü ortaya çıkarır ve kesme işaretini
gerektirir. (Bu kelimelerdeki ekler iyelik ekidir.)
cem›cem’i, cüz›cüz’ü,
kat›kat’ı, men›men’i, nev›nev’i, tab›tab’ı...
Sonunda gırtlak
ünsüzü bulunan kelimeler iyelik ekini –ı, -i biçiminde alırlar. Bunlardan
cami ve mâni kelimeleri camisi ve mânisi
şeklinde de olabilir. Bunlar yalın hâlde kullanıldıklarında sonlarında tek
ünlü vardır.
bayi›bayii, cami›camii veya
camisi, mâni›mânii veya mânisi,
memba›membaı, mısra›mısraı, sanayi›sanayii...
Bu kelimelere
yönelme hâl eki getirildiğinde araya y sesi girebilir de girmeyebilir de.
Her iki kullanış da doğrudur:
bayiye, bayie; camiye;
camie; membaya, membaa; mevzuya, mevzua, mısraya, mısraa...
bayiyi, bayii; camiyi; camii; membayı, membaı; mevzuyu, mevzuu, mısrayı,
mısraı...
Bazı Arapça
kelimelerde kısa ünlüden sonra gelen gırtlak ünsüzü dilimizde kaybedilerek
ondan önceki ünlü uzun okunur.
dava, mamur, mana, memur,
resen, tamim, tecil, tediye, tehir, telif, tesir...
20. Satır Sonunda Kelimelerin Bölünmesi
Satır sonunda, yer
kalmadığı için yarım kalan kelimelerin bölünmüş olduğunu, yani devamının
altta olduğunu göstermek için satır sonunda kısa çizgi kullanılır:
... O zaman gördü ki, küçük
çocuk, memleketlisi, minimini yavru ağlıyor. Ses-
sizce, titreye titreye
ağlıyor.
Birleşik kelimeler
de tek kelime gibi telâffuz edilerek heceleme buna göre yapılır.
.................................................................................................
ba-
şöğretmen Atatürk
................................................................... il-
kokuldayken ...............................................................Karaosma-
noğlu’nun..............................................................
Kelimeler
satır sonunda ve başında bir tek harf kalacak şekilde bölünmez. Aşağıdaki
gibi kullanımlar yanlıştır:
...............................................................................................a-
rabayla
.................................................................................u-
çurtmamızın
...................................................................cami-
i
........................................................................................niha-
î......................................
Doğruları şöyle olacaktır:
.........................................................................................ara-
bayla
..............................................................................uçurt-
mamızın
..............................................................................ca-
mii
.....................................................................................ni-
haî....................................
Özel
isimlerde ve rakamlarda kesme işareti satır sonuna geliyorsa ve kesme
işaretinden sonraki kısmın alt satıra geçmesi gerekiyorsa bu durumda kısa
çizgi kullanılmaz:
............................................................... Geçen yıl
Ankara’
daki akrabalarımıza
......................................................1996’
da .................................................
Gırtlak ünsüzü için kesme
kullanılan kelimelerde kesmeli heceler satır sonuna getirilmez.
.....................................................................................meş’-
aleyi değil
.........................meş’a-
leyi olacak
......................... kur’-
dan değil
.........................kur’a-
dan. olacak
“de” ve “ki” bağlacı ile
“mi” soru ekinden önceki kelime satır sonunda kalıyor da bu ek ve bağlaçlar
alt satıra iniyorlarsa araya (satır sonuna) kısa çizgi konmaz:
.......................................................................
önünde kitap
da yoktu ................................................................
gördüm
ki söylüyorum
........................................................................................
geçen yıl
mı kazanmış?
Özgün imlâsıyla yazılan yabancı
kelimeler satır sonunda kendi dillerinin kurallarına göre bölünür.
21. Alıntı Kelimelerin Yazımının Dilimize
Uyarlanması-Uyarlanmaması
„Dilimize mal olmuş
yabancı kelimeler Türkçede söylendiği gibi yazılır.
kulüp, kent, kamu, duvar,
merdiven, çamaşır, pencere, kitap, iskele, banka, sigorta, sandalye...
Dilimize
mal olan ya da olmayan bazı kelimeler söylendiği gibi yazılmamaktadır:
beysbol, blender, funya,
çikolata, entelektüel, firkateyn, fosseptik, kampus, master, mönü...
„İki ünsüzle biten
bazı Arapça ve Farsça kelimelerin son iki ünsüzü arasına ünlü girer:
emr›emir, keşf›keşif, azl›azil,
nakl›nakil, hükm›hüküm, bahs›bahis, fikr›fikir, nutk›nutuk, sabr›sabır, şahs›şahıs,
şehr›şehir, ilm›ilim, zehr›zehir.
Bu
kelimelere ünlüyle başlayan bir ek veya yardımcı fiil eklendiğinde, sonradan
konan ünlü, yazılışta da okunuşta da düşer.
emir›emretmek
keşif›keşfi
azil›azli
nakil›nakledilmek
hüküm›hükmü
bahis›bahsimiz
fikir›fikrin
nutuk›nutku
sabır›sabretmek
şahıs›şahsı
şehir›şehrim
ilim›ilminiz
zehir›zehri
zikir›zikreylemek
„İçinde iki veya
daha fazla ünsüzün yan yana bulunduğu yabancı kelimeler olduğu gibi yazılır:
alafranga, apartman,
biyografi, elektrik, gangster, orkestra, telgraf...
„İki ünsüzle
başlayan ve iki ünsüzle biten batı kökenli kelimeler olduğu gibi yazılır.
gram, gramer, grup, kral,
kredi, kritik, plân, pratik, problem, program, proje, prova, psikoloji,
slogan, spor, stil, stüdyo, trafik, tren...
film, aks, form, lüks, modern, natürmort, risk, slayt, teyp...
„Bazı yabancı
kelimelerde kelime başında veya iki ünsüz arasında ünlü türemiştir. Bunlar
da bu yeni şekilleriyle kullanılırlar:
iskarpin, iskele, istasyon,
iskelet, istatistik, kulüp...
„Ön ek, son ek veya
edat bulunduran yabancı kelimelerle iki kelimeden oluşan yabancı kelimeler:
alelhusus, alelâcele,
bîçare, bilâistisna, bilvesile, bîvefa, ilelebet, lâdinî, lâkayt, naçar,
namağlûp, namevsut, namüsait, namütenahi,
Panislâmizm, Panturanizm, Pantürkizm,
reorganizasyon, sürrealizm, realizm, romantizm...
otobiyografi, telekart, telekonferans, bankamatik...
„Batı kökenli
kelimelerin içindeki ve sonundaki “g” sesi korunur:
lig, org, morg, biyografi,
dogma, magma, monografi, paragraf, program, arkeolog, demagog, diyalog,
jeolog, katalog, monolog, psikolog, Türkolog, ürolog...
Ancak
“coğrafya, fotoğraf, topoğraf” kelimelerinde “g”ler “ğ”ye dönmüştür.
„Ödünçlemeler
(dilimize mal olmamış kelimeler) özgün imlâları ile yazılır:
by-pass, center, centrum,
check-up, fuel-oil, pipeline, pizza, spaghetti...
„Bilim, sanat ve
uzmanlık dallarında kullanılan terimler de özgün imlâları ile yazılır.
„Yabancı dillerden
alıntı yapılan deyim ve sözler özgün imlâları ile yazılır.
Mesele falan değildi öyle,
To be or not to be kendisi için; (OV)
22. Yabancı Özel Adların Yazımı
a. Arapça ve Farsça özel adların yazımı
„Türkler
tarafından kullanılan kişi adları Türkçedeki söylenişine göre yazılır:
Ahmet, Bedrettin, Fuat, Mehmet, Necmettin, Ömer, Rıza, Saadettin
Aynı
isimlerin Araplar ve Farslar tarafından kullanıldığı belirtilecekse yumuşak
ünsüzler korunur. Bu imlâ, bilimsel çalışmalarda da kullanılabilir:
Ahmed, Bedreddin, Fuad, Muhammed, Necmeddin, Saadeddin,
„Arapça ve
Farsça yer adları Türkçe söyleyişe göre yazılır:
Cezayir, Fas, Filistin, Mısır, Suudi Arabistan, Bağdat, Cidde, Halep,
İsfahan, İskenderiye, Medine, Mekke, Şam, Şiraz
b. Lâtin alfabesini kullanan milletlere
ait özel isimlerin yazılışı
Yabancı özel
adlardan türemiş akım adlarıyla dilimizde eskiden beri Türkçe biçimiyle
kullanılan kişi ve yer adları Türkçe söyleyişe göre yazılır. Bunların
dışındaki yabancı özel adlar özgün imlâlarıyla yazılır. Bu kelimelerdeki
özel karakterler ve işaretler de mümkün olduğunca (baskı sırasında
bulunabiliyorsa) korunur:
Napolyon, Şarlken, Atina, Brüksel, Cenevre,
Londra, Marsilya, Münih, Paris, Roma, Selânik, Venedik, Viyana, Hollânda...
Alain, Beethoven, Byron, Shakespeare, Nice, New York, Rio de Janerio,
Molière...
Marksist, Dekartçılık, Kartezyenizm...
realist, realizm, romantizm, dadaizm, fütürizm vb.
c. Yunanca adların yazımı
Yunanca isimler, Yunan
harflerinin Lâtin alfabesindeki karşılıkları kullanılarak yazılır:
Homeros, Herodotos, Sokrates, Aristoteles, Platon, Papandreu...
Bazıları dilimiz söyleyişine
uyarlanarak kullanılmaktadır:
Herodot, Sokrat, Aristo, Eflâtun, Pisagor, Öklid
d. Rusça adların yazımı
Rusça isimler, Rus
harflerinin Lâtin alfabesindeki karşılıkları kullanılarak yazılır:
Çaykovski, Gogol, Puşkin, Tolstoy, Petersburg
Ancak “Moskva” kelimesi dilimizde “Moskova”
olarak kullanılmaktadır.
Rusçadan alınan bazı
kelimelerin yazımı:
Enisei›Yenisey
Dostoevskiy›Dostoyevski
Çexov›Çehov
e. Çince ve Japonca adların yazılışı
Çince ve Japonca adlar,
Türkçede yerleşmiş biçimlerine göre yazılır. Kişi isimlerinde tire
kullanılır:
Pekin, Şanghay, Tokyo, Hiroşima, Osaka, Sun Yat-sen, Lin Yu-tang...
23. Diğer Türklere Ait İsimlerin Yazımı
Türk devlet
ve topluluklarına ait isimler, ünlüler bakımından Türkiye Türkçesine,
ünsüzler bakımından ilgili Türk toplumundaki kullanıma göre yazılır:
Azerbaycan, Özbekistan, Taşkent, Semerkant, Bakû, İslâm Kerimov, Nebi Hazri...
Saparmurad Niyazov, Gasım Gasımzade...
Öteden beri tanınan
şahısların isimleri Türkçedeki yaygın imlâları ile yazılır:
Cengiz Aytmatov...
Lâtin
alfabesinde bulunmayan harfler kullanılmaz:
Baxtiyar›Bahtiyar, Baykoñur›Baykonur...
|