| |
Ses ve Dil sesi
HARF ve HARF SİSTEMİ (ALFABE)
Ses-Harf İlişkisi
Seslerin birleşmesi, hece yapısı ve kelime
Seslerin Meydana Gelişi ve Sınıflandırılması
I. ÜNLÜLER
A. ÜNLÜLERİN ÖZELLİKLERİ
B. ÜNLÜLERLE İLGİLİ SES UYUMLARI
1. Büyük ünlü uyumu
2. küçük ünlü uyumu
C. ÜNLÜLERLE İLGİLİ SES OLAYLARI
1. ÜNLÜ DÜŞMESİ
2. ÜNLÜ TÜREMESİ
3. ÜNLÜ DARALMASI
II. ÜNSÜZLER
A. ÖZELLİKLERİ
B. ÜNSÜZLERLE İLGİLİ SES
OLAYLARI ve UYUMLARI
1. ÜNSÜZ UYUMU (BENZEŞMESİ)
a. ÜNSÜZ SERTLEŞMESİ
b. ÜNSÜZ YUMUŞAMASI
2. ÜNSÜZ TÜREMESİ
3. ÜNSÜZ DÜŞMESİ
C. ÜNSÜZ DEĞİŞMELERİ
1. b›m Değişmesi
2. ğ›v değişmesi
3. b›p DEĞİŞMESİ
4. c›ç değişmesi
5. d›t DEĞİŞMESİ
III. ÜNLÜ
ÜNSÜZ UYUMLARI ve ETKİLEŞİMLERİ
1. Ünlü-Ünsüz uyumu (Benzeşmesi)
2. Ulama
IV. YARDIMCI
ÜNLÜ ve ÜNSÜZLER
KAYNAŞTIRMA HARFLERİ
SES BİLGİSİ
Ses
ve Dil Sesi
Genel anlamda kulağın
duyabildiği titreşimlere ses denir. Ciğerlerden gelen havanın ses yolunda
meydana getirdiği titreşime dil sesi denir. Dil sesleri, konuşma
organlarının (ağız, burun, boğaz boşluğu ve soluk borusu) uyumlu
çalışmasıyla, anlamlı kelimeler oluşturacak biçimde meydana gelir.
Ses, dilin en küçük birimidir. Kelimelerin söylenip yazılması ses
değerlerine bağlıdır.
Sesler, anlam ayırt edici
özelliğe de sahiptir:
ad/at, od/ot, sac/saç, hac/haç, hala/hâlâ, dahi/dâhi
HARF ve HARF SİSTEMİ (ALFABE)
Dildeki sesleri gösteren ve
alfabeyi oluşturan işaretlere harf denir. Yani harf, sesin
yazıdaki karşılığıdır.
Bir dildeki harflerin
belirli bir sıraya dizilmiş bütününe alfabe denir. Alfabede
bulunan harflerin dilin her sesini temsil edebilmesi önemlidir.
Türk alfabesi, Lâtin
harfleri esas alınarak, 01.11.1928 gün ve 1353 sayılı kanunla tespit ve
kabul edilmiştir. Bu kanuna göre, Türk alfabesinde 29 harf bulunmaktadır.
Bunların 21 tanesi ünsüzleri, 8 tanesi de ünlüleri karşılar.
Lâtin alfabesindeki “q”,
“x” ve “w” harfleri alınmamış; bu alfabeye
“ğ”, “i”, “ş” sesleri eklenmiştir.
Türk alfabesi, her ses için
ayrı bir harf ve her harf için ayrı bir ses ilkesine göre düzenlenmiştir.
Buna göre dilimiz, yazıldığı gibi okunan, okunduğu gibi yazılan bir dildir.
Ses-Harf İlişkisi
Harf ile ses terimlerini birbirinden
ayırmak gerekir. Ses kulağa, harf ise göze hitap eder.
Önce ses vardı. Sonra
yazının icat edilmesiyle sesler yazıda harflerle temsil edilmeye başladı.
Bir dilin sesleri
farklı alfabelerle de yazıya aktarılabilir. Nitekim Türk dili sırayla
Göktürk, Uygur, Arap, Lâtin ve Kiril alfabeleriyle yazılmıştır.
SESLERİN Sınıflandırılması
Bir dilde bulunan sesler, o dilin ses
dağarcığını oluşturur. Türkçenin ses dağarcığını da 29 ses oluşturur. Bu
sesler, “ünlüler” ve “ünsüzler” olmak üzere ikiye ayrılır.
I. ÜNLÜLER
- Ağzın açık durumunda (yani ses
yolu açıkken), hiçbir engelle karşılaşmadan çıkan seslerdir.
- Tek başlarına ve uzun ünlü gibi (iki
ünlü değerinde) telâffuz edilirler.
- Türkçede 8 tane ünlü
vardır: a e ı i o ö u ü
A. ÜNLÜLERİN ÖZELLİKLERİ
Ünlüler şu şekilde sınıflandırılır:
- Kalın ünlüler, dilin geriye
çekilmesiyle; ince ünlüler, dilin ileri doğru itilmesiyle oluşur.
- Dudaklar düz durumdayken çıkan ünlüler
düz; büzülüp yuvarlaklaşmış durumdayken çıkan ünlüler de yuvarlak ünlüdür.
- Alt çenenin açık ve ağız
boşluğunun geniş durumunda çıkan ünlüler geniş; alt çene az açık ve ağız
boşluğu darken çıkan ünlüler de dar ünlüdür.
Bu sınıflandırmaya göre her ünlünün üç
özelliği vardır.
*Buna göre hangi ünlünün hangi
özelliğe sahip olduğuna tek tek bakalım:
Ünlülerin bu özellikleri ünlü uyumlarında
ve bazı ses olaylarında karşımıza çıkacaktır.
Ünlülerin kullanımıyla ilgili bazı
kurallar:
- Türkçede iki ünlü yan yana
bulunmaz. İki ünlünün yan yana olduğu kelimeler kesinlikle Türkçe
değildir:
Saat, kanaat, şecaat, maarif, aile,
kaide, mail, miat, dair, Siirt, buut (boyut), fiil...
- Kökeni Türkçe olan
kelimelerde uzun ünlü yoktur. Uzun ünlü, Arapça ve Farsçadan dilimize
giren kelimelerde vardır.
şair, numune, iman (şa:ir, numu:ne, i:man)
-Ancak Türkçede uzun ünlü
bulunmadığı için birçok yabancı kelimedeki uzun ünlüler
Türkçede kısa telâffuz edilir.
beyaz, hiç, rahat...
-Bazen bu kelimelere ünlüyle
başlayan bir ek getirildiğinde uzunluk tekrar ortaya çıkar.
esas›esası, hayat›hayatı, kanun›kanunen... (esa:sı, haya:tı,
kanu:nen)
-Bazı örneklerde uzunluk ek getirildiğinde de ortaya çıkmaz.
beyaz›beyazı, can›canım...
-Uzun ünlüler belli durumlar
dışında gösterilmez.
Gösterilmeyenlere örn.: adalet, badem, beraber, şive, şube;
Gösterilenlere örn.: âdet, yâr, âlem, şûra, hâlâ...
-Eski yazıdan çeviri yapılan
bilimsel metinlerde uzun ünlüler özel işaretlerle gösterilebilir.
a, u
- Türkçede İngilizce by, gibi ünlü
bulundurmayan kelime (kısaltmalar hariç) yoktur.
- Türkçe kelimelerde birinci heceden
sonraki hecelerde o ve ö ünlüleri bulunmaz.
B. ÜNLÜLERLE İLGİLİ SES
UYUMLARI
Ünlülerin düzlük-yuvarlaklık,
kalınlık-incelik ve darlık-genişlik özellikleri iki ses uyumunda karşımıza
çıkar:
1. Büyük ünlü uyumu
2. Küçük ünlü uyumu.
Şimdi bu kuralları inceleyelim:
1. BÜYÜK ÜNLÜ UYUMU
Kalınlık-incelik uyumu da denir.
- Bu kurala göre Türkçe bir
kelimenin ünlülerinin tamamı ya kalın ya da ince olmalıdır.
sevilmek, ince, denizden, kelebekler,
göstermelik...;
satılık, kalın, oyun, uçurtma, aşağı, sorular...
- Büyük ünlü uyumunda (küçük
ünlü uyumunu hesaba katmazsak) hangi ünlüden sonra hangisinin gelebileceği
şu şekilde gösterilebilir:
a› a, ı, o, u e› e, i, ö,
ü ı› a, ı, o, u i› e, i, ö, ü
o› a, ı, o, u ö› e, i, ö,
ü u› a, ı, o, u ü› e, i, ö, ü
- Küçük ünlü uyumunu hesaba
katarsak hangi ünlüden sonra hangisinin gelebileceği şu şekilde
gösterilebilir:
a› a, ı e› e, i ı› a,
ı i› e, i o› a, u ö› e, ü u› a, u ü› e, ü
- Kalın ve ince ünlülerin bir
arada olduğu kelimeler ya değişikliğe uğramış Türkçe kelimelerdir ya da
yabancı kelimelerdir.
-Değişikliğe uğramış Türkçe
kelimeler:
şışman›şişman, ınanmak›inanmak, dakı›dahi, kanı›hani, alma›elma, ana›anne,
karındaş›kardaş›kardeş, kangı›hangi...
-Yabancı kelimeler:
kalem, cihan, insan, merhamet, afiyet, asayiş, meteoroloji,semantik...
-Bazı yabancı kelimeler bu
kurala uydurulmuştur.
divar›duvar, kalib›kalıp, brillante›pırlanta, suret›surat...
- Büyük ünlü uyumu kuralına
uymayan (Türkçe ve yabancı) kelimelere getirilen ekler kelimenin son
hecesine uyar:
annemiz, kardeşçe, veriyordu, elmalık,
dünyanın, merhametli...
-Ancak bazı yabancı kelimelerde,
ünlüsü kalın olan son heceden sonra ince ünlü gelir. Bunun sebebi, kelime
sonundaki ünsüzün ince oluşudur.
alkolü, emlâkçilik, hakikati, helâkimiz,
kabulüm, saatte, sadakatten...
- Kelime kökleri bu kurala
uyduğu gibi, kelimelere (Türkçe ve yabancı) getirilen ekler de kökün
ünlüsüne göre belirlenerek çekimli ve türemiş bütün kelimeler bu kurala
uydurulur.
yürü›yürüdüm, yürümek, yürüyen, yürüsün,
yürüme...
oku›okusun, okuyalım, okuyucu, okuduk...
-Ancak bu kurala uymayan ekler
vardır:
-yor (şimdiki
zaman eki) : geliyor, biliyor, istiyor,
gizliyor...
-ken (zarf-fiil
eki) : alırken, koşarken,
bakarken...[2]
-leyin (isimden
zarf yapan ek): sabahleyin, akşamleyin
-(İ)mtırak (sıfattan sıfat
yapan ek): yeşilimtırak[3], mavimtırak,
ekşimtırak...
-ki (ilgi zamiri ve sıfat yapan
ek): onunki, yukarıdaki, akşamki...
-Taş (isimden isim yapan
ek) : meslektaş, ülküdaş...
-gil (aile
bildirir) :
halamgil, dayımgil, baklagiller...
-Ancak, bu eklerle yapılan bütün kelimeler büyük ünlü uyumuna aykırıdır
denemez. Öyleyse bu eklerin ünlülerinin her zaman aynı özellikte (kalın veya
ince) olduğunu, bu yüzden bazı kelimelerde uyuma girmediklerini
söyleyebiliriz:öğleyin, gelirken, sarımtırak,
seninki, arkadaş, eniştemgil...
2. KÜÇÜK ÜNLÜ UYUMU
Düzlük-yuvarlaklık uyumu da
denir.
- Bu kurala göre bir kelime
düz ünlü (a, e, ı, i) ile başlıyorsa sonraki ünlüler düz; yuvarlak ünlü
(o, ö, u, ü) ile başlıyorsa sonraki ünlüler ya dar yuvarlak (u, ü) ya da
düz geniş (a, e) olmalıdır:
arkadaş, karanlık, kelime, merdiven,
serilmek, ıslık, ılık, ırak, sıcaklık, incelik, iyi
kova, orak, oğlak, oğlan, gözlem, önem,
uğrak, uygar, uğraşmak, üzer, üçer
okul, kuru, uygun, olumlu, bozulmuş, çocuk,
oğul, okul, ölümlü, öküz, uğur, ululuk, üçüz, üzüm, süzgün...
- Küçük ünlü uyumunun büyük ünlü
uyumundan bir farkı vardır:
Büyük ünlü uyumunda
kelimedeki bütün ünlülerin kalınlık ve incelik bakımlarından uyuşmaları
gerekli iken, küçük ünlü uyumunda her ünlü kendinden önceki ünlüye uymak
zorundadır.
Meselâ, “kolaylık” örneğinde olduğu gibi
“ı” ünlüsü kendinden önceki “a” ünlüsüne uyarken “a”dan önceki “o” ünlüsüne
uymayabilir.
Bu özellik, yuvarlak ünlüden sonra
düz-geniş ünlü geldiği zaman karşımıza çıkmaktadır:
ufaklık, uzaklık, olası, önemli, üzerinde...
- Büyük ünlü uyumunu hesaba
katmazsak küçük ünlü uyumu kuralına göre hangi ünlüden sonra hangisinin
gelebileceği şu şekilde gösterilebilir:
a› a, e, ı, i e› a, e, ı,
i ı› a, e, ı, i i› a, e, ı, i
o› a, e, u, ü ö› a, e, u, ü u› a, e, u, ü ü› a,
e, u, ü
- Büyük ünlü uyumunu hesaba
katarsak küçük ünlü uyumu kuralına göre hangi ünlüden sonra hangisinin
gelebileceği şu şekilde gösterilebilir:
a› a, ı e› e, i ı› a, ı i›
e, i o› a, u ö› e, ü u› a, u ü› e, ü
-Bu kurala uymayan yabancı
kelimeler:
alkol, daktilo, mönü, akordeon, rötar,
radyo, tiyatro, otobüs, televizyon, horoz, kamyon, siroz...
-Ancak
bazı alıntı kelimeler bu kurala uydurulmuştur:
müdir›müdür, mümkin›mümkün, müşkil›müşkül...
-Bu kurala uymayan Türkçe
kelimeler:
Avuç, avurt, kavurmak, kavuşmak, savurmak, kavun, karpuz, yağmur, çamur,
tavuk, kabuk...
-yor ve -ki ekleri de çoğu zaman bu kurala uymaz:geliyor,
onunki...
JKüçük ünlü uyumuna aykırı kelimelere (Türkçe
ve yabancı) getirilen ekler, kelimenin son ünlüsüne uyar:
Kavunu, yağmurluk, müminlik, müzikçi...
Sonuç
- Bu uyumlar Türkçenin ayırt edici
özellikleridir. Yani bu kurallara uymayan kelimeler çoğunlukla Türkçe
değildir. Ama bu kurallar uyan kelimelerin tümü Türkçedir de diyemeyiz. O
hâlde bu kurallar sadece Türkçe kelimelerde aranmalıdır.
- Ayrıca bu kurallar en az iki
heceli kelimelerde aranmalıdır. Tek heceli kelimelerle bitişik kelimelerde
aranmaz. Bitişik kelimeyi oluşturan kelimeler ayrı ayrı incelenebilir;
birbirleriyle uyumlu olup olmadıklarına bakılmaz.
anaerkil, ataerkil,
babayiğit, pisboğaz, büyükbaş, küçükbaş (hayvan), camgöz, cingöz, paragöz,
hoşbeş, yüzgöz (olmak), düztaban, Karagöz, karagöz (balığı), önayak (olmak),
kafakol, tepegöz, tıknefes, günaydın, hanımeli, aslanpençesi, keçiboynuzu,
yeşilbaş (ördek), dilberdudağı, tavukgöğsü, baştankara (kuş), düşeyazdım,
gidedurun, çıkageldi, alabilirsin, alabildiğine (kalıplaşmış), bakıver,
düşmeyegör, ölmeyegör, çöpçatan, günebakan, ordubozan, oyunbozan, yelkovan,
yolkesen, akımtoplar, amperölçer, barışsever, basınçölçer, bilgisayar,
sanatsever, yurtsever, vatansever karıncaezmez, kuşkonmaz, külyutmaz,
varyemez
- Yabancı kelimeler bu
kurallara uyabilir de uymayabilir de...
kalem, müzik, merasim; serbest, delil,
fakat...
- Kelimelerin bu kurallara
uyup uymadıklarına bakılırken kelimeler tek başlarına değerlendirilir.
Ancak “de” bağlacı ve soru eki kendinden önceki kelimeye uyarlar:
“mi” soru eki: geleyim mi, okudun mu
“de” bağlacı: sen de, o da, aldı da,
özledim de...
*Ek-fiilin çekimi olan “ise”
kelimesiyle “ile” edatı (hem edat hem bağlaç), bitişik yazıldıkları zaman
ünlü uyumlarına girerler:
alır ise›alırsa, konu ile›konuyla...
- Türkçe kelimeler bu
kuralların her ikisine birden uyarlar (değişikliğe uğramış olanlar hariç).
Ama Türkçe olsun olmasın, bir kelime bu kuralların her ikisine de uymak
zorunda değildir; birine uyup diğerine aykırı düşebilir. Bu yüzden bu ünlü
uyum kuralları ayrı ayrı ele alınmalıdır.
kavun, mönü: büu var, küu yok
mezar, nazik: büu yok, küu var
- Büyük ve küçük ünlü
uyumlarının ikisini de kapsayacak şekilde verilen aşağıdaki tabloda hangi
ünlüden sonra hangisinin gelebileceği verilmiştir:
a› a, ı e› e, i ı› ı, a
i› i, e o› u, a ö› ü, e u› u, a ü› ü, e
C. ÜNLÜLERLE İLGİLİ SES
OLAYLARI
1. ÜNLÜ DÜŞMESİ
İki heceli olup birinci
hecesinde geniş (a, e, o, ö), ikinci hecesinde dar ünlü (ı, i, u, ü)
bulunduran bazı Türkçe ve yabancı kelimelere ünlü ile başlayan veya tek
ünlüden oluşan bir ek getirildiğinde kelimenin vurgusuz hâle gelen ikinci
hecesindeki dar ünlünün düşmesine hece düşmesi denir. Buna orta hece düşmesi
de denir:
ağız›ağzı, burun›burnu, koyun(bağır,
döş)›koynuna, alın›alnı, oğul›oğlu, gönül›gönlüm, beniz,›benzi,
ömür›ömrüm, cürüm›cürmü, hüküm›hükmü,
fikir›fikri...
ileri-le-mek›ilerlemek, koku-la-mak›koklamak,
kavuş-ak›kavşak, uyu›uyku,
devir-›devril-...
-Bazı durumlarda geniş
ünlüler de düşebilir: nerede›nerde, burada›burda,
şurada›şurda...
-Bazı Arapça kelimelere (isim)
yardımcı fiil getirildiğinde de hece düşmesi görülür:
kayıp›kaybolmak, emir›emretmek,
keşif›keşfetmek, sabır›sabretmek...
*gönülden gönüle, ağıza, buruna,
babadan oğula örneklerindeki gibi ekte geniş ünlü varsa hece düşmesi
olmayabilir.
oyunu, koyunu vb. hece düşmesi olmayan
kelimelerdir.
-Özel isimlerde hâliyle hece
düşmesi olmaz:Gönül’e, Ömür’ü...
2. ÜNLÜ TÜREMESİ
Ünlü türemesinin görüldüğü
yerler:
- Sonunda, sırayla bir
sürekli veya süreksiz ünsüzle bir sürekli ünsüz bulunan Arapça ve Farsça
kelimelerde, son iki ünsüz arasında telâffuzu kolaylaştırmak için bir ünlü
türetilir. Bu kelimelere ünlüyle başlayan ekler veya bitişik yazılacak
şekilde yardımcı fiiller getirildiğinde türemiş olan ünlüler tekrar düşer.
Her ikisi de ayrı ayrı ama birbirinden kaynaklanan ses olayıdır: ünlü
türemesi, ünlü düşmesi.
emir ‹ emr
keşif ‹ keşf
azil ‹ azl
nakil ‹ nakl
hüküm ‹ hükm
bahis ‹ bahs
fikir ‹ fikr
nutuk ‹ nutk
sabır ‹ sabr
şahıs ‹ şahs
şehir ‹ şehr
ilim ‹ ilm
zehir ‹ zehr
zikir ‹ zikr
- –cik küçültme ekinden önce:
dar›dar-a-cık, az›az-ı-cık, bir›bir-i-cik,
genç›genc-e-cik
- Bazı yabancı kelimelerin
başında:
ilimon, ıraf, Iramazan, İrecep,
ıradıyo...
3. ÜNLÜ DARALMASI
- Son sesi a veya e olan
fiil kök ve gövdelerine, şimdiki zaman eki getirildiğinde kelime sonundaki
sesli daralır. Bunun sebebi “y”nin daraltıcı etkisidir:
söyle-yor›söylüyor
anla-yor›anlıyor yaşa-yor›yaşıyor
- “de-” ve “ye-” fiil köklerine
gelecek zaman, istek kipi, sıfat-fiil ve zarf-fiil eki getirildiğinde
veya başka bir ek getirilip de araya –y– kaynaştırma harfi girdiğinde, bu
sesler (a, e) daralarak ı, i, u, ü olur.
de-yor›diyor de-e›diye
de-en›diyen de-e-lim›diyelim ye-en›yiyen
ye-ince›yiyince ye-ecek›yiyecek
Not:
deyince, deyip örneklerindeki e, yazıda korunur.
Not:
ne-ye›niye kelimesinde de daralma vardır.
- Daralma olumsuzluk ekinin
ünlüsü için de geçerlidir.
kork-ma-yor›korkmuyor,gel-me-yor›gelmiyor...
- Çok heceli kelimelerde
sadece söyleyişte daralma vardır.
atlayarak (›atlıyarak), başlayan (›başlıyan),
yaşayacak (›yaşıyacak), atlamayalım (›atlamıyalım), gelmeyen (›gelmiyen),
gizleyeli (›gizliyeli)...
|